Content feed Comments Feed

Venezuela Komünist Partisi (PCV), yaptığı açıklama ile ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri saldırısını ve egemenlik ihlalini en sert biçimde kınarken aynı zamanda Maduro iktidarının otoriter ve emek karşıtı yönetim anlayışına da açık mesafe koydu. PCV; emperyalist müdahaleyi reddederken mevcut iktidarın politikalarını aklamayan; krizin kökenlerini küresel kapitalist rekabet, iç iktidar hesapları ve işçi sınıfının gasp edilen hakları üzerinden ele alan bir siyasal değerlendirmede bulunurken, ne dış müdahalenin ne de baskıcı rejimin çözüm olduğunu vurguladı ve halkçı, demokratik ve egemen bir çıkış yolunun aciliyetine dikkat çekti. PCV ayrıca, halk şiddetli bir siyasi, ekonomik ve sosyal krize sürüklenirken, PSUV iktidarının arkadan Washington ile müzakereler yürüttüğünü de belirtti.

 

Venezuela Komünist Partisi (PCV) Merkez Komitesi Politbürosu; ABD askeri güçleri tarafından 3 Ocak sabahının erken saatlerinde Caracas şehrine ve ülkenin diğer bölgelerine düzenlenen ve suç teşkil eden bombalı saldırıları en güçlü ve kesin şekilde kınamaktadır. Bu eylem, ulusal egemenliğe karşı ciddi bir saldırı ve uluslararası hukukun açık bir ihlalidir.

PCV, yabancı askeri müdahale bağlamında gerçekleştirilen, yurttaşlar Nicolás Maduro Moros ve Cilia Flores'in şiddet içeren ve yasadışı gözaltılarını reddeder. ABD, bir kez daha dünyanın polisi gibi davranarak, yasalarını ülke dışında uygulamakta ve egemenlik, halkların kendi kaderini tayin etme ve müdahil olmama ilkelerini açıkça hiçe saymaktadır. ABD yasalarının Venezuela'da yargı yetkisi yoktur ve hiçbir yabancı güç silah zoruyla iradesini dayatma hakkına sahip değildir.

Bu pozisyon, hiçbir koşulda, fiilen Cumhurbaşkanı olarak iktidarı elinde bulunduran Nicolás Maduro'nun otoriter, anti-demokratik, işçi karşıtı ve halk karşıtı yönetiminin siyasi olarak savunulması anlamına gelmez. Maduro ve Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) liderliği, Anayasa'nın, yasaların ve emekçilerin siyasi haklarının, çalışma ve sosyal haklarının ciddi ihlallerinden sorumlu olup, ülkeye karşı emperyalist kuşatma ve saldırı planlarına elverişli koşullar yaratmıştır.

Donald Trump hükümetinin askeri saldırısının üzerinden üç gün geçti ve Venezuela yetkilileri henüz sivil ve askeri kayıplar, bombalamaların yol açtığı maddi hasar hakkında resmi bir rapor sunmadı; güvenlik güçlerinin yabancı bir askeri saldırıyı tespit edip karşılık verememesinin nedenini ise açıklamadı. Bu sessizlik sadece kabul edilemez değil, aynı zamanda şüphelidir. Ülkenin bu savaş eyleminin sonuçları hakkında gerçeği bilme hakkı vardır.

Donald Trump, sözde "uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele"nin, gerçek hedeflerini, yani Venezuela'nın petrol ve stratejik kaynaklarını kontrol etme amacını örtbas etmek için uydurulmuş kaba bir bahaneden başka bir şey olmadığını açıkça doğruladı. Venezuela'yı yöneteceğini ve petrol kaynaklarının yönetimini üstleneceğini teyit eden açıklamaları, bu müdahalenin açıkça yeni sömürgeci ve yırtıcı doğasını doğrulamaktadır.

Trump yönetiminin, ABD şirketlerinin ülkenin petrol kaynaklarına ayrıcalıklı erişimi, ham petrol satışının yasaklanması ve yönetimin ABD çıkarlarının düşmanı olarak gördüğü ülkelerle ilişkilerini kesmesi de dâhil olmak üzere, yeni Venezuelalı yetkililerden isteklerini kamuoyuna açıklaması; Venezuelalıları şu anda etkileyen çatışmanın, küresel ölçekte kötüleşen kapitalizmin yapısal krizi bağlamında, emperyalist güçler ile yükselen kapitalist uluslar arasında pazarların, ham maddelerin, ticaret yollarının ve etki alanlarının kontrolü için verilen şiddetli mücadelenin bir parçası olduğunu doğrulamaktadır.

Gerçekler ayrıca, PCV'nin defalarca kınadığı şeyi de doğrulamaktadır: PSUV liderliği, Venezuela halkı şiddetli bir siyasi, ekonomik ve sosyal krize sürüklenirken, ülkenin arkasından Washington ile müzakereler yürütmüştür. Bunun kanıtı, emperyalist gücün tehditleri ve dayatmaları karşısında Delcy Rodríguez'in yaptığı "iş birliği" ve "ortak kalkınma" çağrılarıdır.

Ayrıca, bu askeri operasyonun, María Corina Machado liderliğindeki muhalefetin en gerici kesimi tarafından sorumsuz bir şekilde desteklendiğini de belirtmek gerekir. Machado, kendi müttefikleri tarafından görevden uzaklaştırılmış olup, bu müttefikler, eylemlerine ne demokrasi ne de insan haklarının rehberlik ettiğini, aksine asıl amaçlarının Venezuela'nın enerji endüstrisini kontrol etmek ve ele geçirmek olduğunu, bunun için mevcut rejimi bir uygulama aracı olarak sürdürmek zorunda kalacak olsalar bile, açıkça belirtmişlerdir.

ABD'nin askeri müdahalesi, iç unsurlar tarafından teşvik edilse de, ulusal krizi aşmaya katkıda bulunmamakta; aksine, krizi daha da ağırlaştırmaktadır. Venezuela halkının yaşam koşulları kötüleşmeye devam ederken, iktidardaki elit, işçi sınıfının haklarını ve onurunu geri kazanmak için hiçbir önlem almamaktadır.

Ayrıca, halk desteğini kaybettikten sonra terör yoluyla hegemonyalarını sürdüren aktörlerin elinde bir baskı aracı haline gelebilecek olan son olağanüstü hâl kararının tehlikeli sonuçları konusunda da uyarıda bulunuyoruz.

PCV; krize halkçı, anayasal, demokratik ve egemen bir siyasi çözüm inşa etmenin acil gerekliliğinde ısrar etmektedir. Ne işgal ne emperyalist vesayet ne de otoriter rejimin devamı, emekçi halk için uygun çözümler oluşturur.

Nicolás Maduro'nun geçersiz cumhurbaşkanlığı ilanının ardından keyfi olarak gözaltına alınan tüm kişilerin, bir yıl önce cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının açıklanmasını talep ettiği için kaçırılan Enrique Márquez de dâhil olmak üzere, derhal serbest bırakılması; ayrıca Venezuela halkının anayasal hakları için mücadele eden ve onları savunan tüm aktivistlerin serbest bırakılması gerekmektedir.

Ücretler ve emekli maaşları, PSUV'nin neoliberal programının içine düşürdüğü uçurumdan kurtarılmalıdır. Venezuelalı emekçi ailelerinin onuru buna bağlıdır.

Mevcut tehlikeli krizden ve emperyalist askeri tırmanışın ciddi tehdidinden çıkış yolu, otoriter rejime son vermek, demokratik özgürlükleri yeniden tesis ederek ve vatandaşlar ile siyasi örgütler için tam güvencelerle derhal başkanlık seçimleri düzenleyerek anayasal düzeni yeniden kurmaktır. Bu amaçla, mevcut CNE yetkilileri istifa etmeli ve PCV de dâhil olmak üzere siyasi partiler yasal statülerini yeniden kazanmalıdır.

Anayasanın ve hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi mücadelesi, ülkedeki tüm devrimci, halkçı ve gerçek anlamda demokratik güçleri çağırıyor.


https://prensapcv.wordpress.com/2026/01/06/no-imperialist-tutelage-or-authoritarian-continuity-for-a-popular-democratic-and-sovereign-solution-to-the-crisis/ adresinde yayımlanan açıklamadan çevrilmiştir.


 Çeviri: Gerçeğin Günlüğü

Gerçeğin Günlüğü’nü; 

Twitter üzerinden takip etmek için buraya, 

Instagram üzerinden takip etmek için buraya,

Facebook üzerinden takip etmek için buraya, 

Bluesky üzerinden takip etmek için buraya tıklayınız. 

0 Responses to Venezuela Komünist Partisi: Emperyalist vesayete de, otoriterliğin sürmesine de hayır

Yorum Gönder

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler

Günlük Arşivi