Content feed Comments Feed

İran’da geçtiğimiz günlerde başlayan protestolar, 47 yıldan bu yana devam eden baskı rejimine yönelik biriken öfkeye döviz piyasasındaki sert dalgalanmalar, temel tüketim maddelerine gelen zamlar ve uzun süredir derinleşen yoksulluğun yarattığı toplumsal gerilimin eklenmesiyle büyüyor. Kısa sürede birçok kente ve üniversitelere yayılan eylemler, yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı kalmazken, İslam Cumhuriyeti’nin bütün yönetim yapısı protestolarda hedef alınıyor. Rejimin protestolara yönelik şiddet, gözaltı ve tutuklamalarla karşılık vermesi ve onlarca kişiyi katletmesi krizi daha da derinleştirirken bu süreçte sol, sosyalist ve komünist partiler peş peşe açıklamalar yaptı. İran solu, genel olarak yaşananları bir rejim krizi olarak değerlendirirken çözümün kitlesel mücadele, grevler ve İslam Cumhuriyeti’nin devrimci biçimde yıkılmasında olduğunu ifade ediyor.

 



İslam Cumhuriyeti gitmeli!

47 yıllık acı, baskı, yoksulluk ve zorbalığın öfke dolu haykırışı bugün İran’ın dört bir yanında yankılanıyor. Sayısız insan, eşitsiz ve öfkeli bir mücadelede zalimlerin karşısına dikildi; ölümden korkmadan, yaşam ve özgürlük için haykırıyor. Bu ülkenin çocukları, onurlu ve insanca bir yaşam için öne atıldı; bu özgürlük uğruna canlarını koydular ve kanları toprağa akıyor. Bu fedakârlıklar unutulmayacak, bu suçlar cezasız kalmayacak.

İslam Cumhuriyeti’nin devrimci biçimde yıkılması toplumun büyük çoğunluğu için acil bir ihtiyaçtır. Bu, İslam Cumhuriyeti’nin tüm sistemini kökünden söküp atan; ezilen ve sömürülen halkın acil ve uzun vadeli çıkarlarını karşılayan, köklü biçimde farklı bir siyasal, ekonomik ve toplumsal düzen kuran bir devrimdir. Bu devrim; suçluları ve onların tüm ekonomik, bürokratik ve askeri aygıtını ezer; halkın zekâsına, tutkusuna, gücüne ve katılımına dayanarak yoksulluğu ve baskıyı süpürüp atar. Milyonların emeğinin ve bu toprakların kaynaklarının, İslamcı ya da İslamcı olmayan büyük sermaye grupları ve onların emperyalist efendileri tarafından tekelleştirilmesine izin vermez. Hayır! Buna izin vermeyeceğiz.

İslam Cumhuriyeti’nin devrimci yıkılışı acil bir gündemdir. Bu devrim, hapishane kapılarını kırar, tutsak mücadele insanlarını özgürleştirir; onların gücünü, cesaretini ve bilincini devrimi büyütmek ve yeni, kökten farklı bir sosyalist sistemi kurmak için kullanır. Hapishaneler bu değerli insanların yeri değildir. Hapishaneler, gelecekte kurulacak sosyalist sistemin en ileri yargı ilkeleriyle yargılanmak üzere Hamaney’in ve İslam Cumhuriyeti’nin siyasi, güvenlikçi, askeri ve ekonomik yağmacılarının yeri olmalıdır.

İslam Cumhuriyeti’nin devrimci yıkılışı acil bir gündemdir. Ancak faşist Trump’ın ve soykırımcı Netanyahu’nun desteğiyle “Pehlevi Projesi”nin kötücül aktörlerinin İran’a gelmesine; faşist İslamcıların yerini alarak özü itibarıyla İslam Cumhuriyeti’nden farklı olmayan ve halkın gerçek ihtiyaçlarıyla hiçbir ilgisi bulunmayan bir programı topluma dayatmasına izin vermeyeceğiz. Bu kez SAVAK’ın, Besic ve Sepah ile birlikte ve Mossad’ın liderliğinde, ülkenin çocuklarını zincire vurmasına ve esaret tarihinin yeniden yaşanmasına izin vermeyeceğiz.

İslam Cumhuriyeti’nin devrimci yıkılışı acil bir gündemdir. Ancak ABD’nin faşist başkanı Trump’ın kaderimizi belirlemesine; İslam Cumhuriyeti’ne karşı mücadelemizi dizginsiz emperyalizminin bir aracı haline getirmesine ve toplumumuzu bugünkü sefaletin kökeninde yatan emperyalist ilişkilerin esaretine terk etmesine izin vermeyeceğiz.

İslam Cumhuriyeti’nin devrimci yıkılışı acil bir gündemdir. Ancak halkın haklı öfkesinden korkarak yıllardır “barış” ve “uzlaşma” reçetelerini tekrarlayan; insanlık dışı İslam Cumhuriyeti düzeniyle uzlaşmayı teşvik eden, devlet içinden ya da dışından her tür “reformist” ve sözde “devrimci”nin bu kritik süreçte belirleyici olmasına izin vermeyeceğiz.

İslam Cumhuriyeti; kapitalist-emperyalist sisteme bağımlı, kapitalist temelli, faşist ve miadını doldurmuş bir teokratik rejimdir. Varlığını halkın yaşamının yağmalanması, şeriatın gerici yasaları, siyasal-ekonomik-kültürel hak yoksunluğu, baskı, hapis ve idamlar, düşünce ve bilime düşmanlık, ulusal baskı, kadın düşmanlığı ve çevre talanı üzerine kurmuştur. Bugün İran halkının ezici çoğunluğu tarafından nefret edilen, yani sıfır meşruiyete sahip bir rejimdir. Az sayıda insan, canını ortaya koyarak bu rejimi sona erdirmeye çalışıyor. Bu hat büyümeli ve rejim halk tarafından kuşatılmalıdır. Ancak bu isyan bıçak sırtında ilerliyor. Çünkü neyi istemediğini biliyor, fakat “neyi istediği ve buna nasıl ulaşacağı” halkın zihninde tehlikeli biçimde belirsiz. Yerine yeni bir zorba rejim mi gelecek, yoksa gerçek bir devrim bilinciyle, bu rejimin yerine yeni bir sosyalist cumhuriyet mi kurulacak? İslam Cumhuriyeti’nin yıkılması acil gündemdir; fakat bu soruya verilecek yanıt daha da hayati önemdedir.

İran Komünist Partisi (Marksist-Leninist-Maoist)

………………………………………………………………………………………………………………………………...

Çalışmayı bırakın ve sokaklara çıkın!

İslam Cumhuriyeti çöküşün eşiğindedir. Bu toplumda İslam Cumhuriyeti’nin hayatlarımıza dayattığı tüm bu baskı, yoksulluk, adaletsizlik ve küstah yöneticilerin zulmü, biz halk için artık katlanılamaz hale gelmiştir. Kapitalist mafyanın İslamcı hükümetiyle birlikte bu cehennem düzeninin tamamını yıkmakta kararlıyız.

İnsanca bir yaşam hepimizin hakkıdır ve İslam Cumhuriyeti olmaksızın insani, özgür ve refah dolu bir gelecek mümkündür.

Nefret edilen İslam Cumhuriyeti’ni yıkacağız! Yeni bir toplumu ve yeni ilişkileri kuracağız.

Tüm halkı, bu hareketi güçlendirmek için çalışmayı durdurmaya ve aileleriyle birlikte sokak protestolarına katılmaya çağırıyoruz. Çalışma ve üretim çarkını felç ederek bu çürümüş rejimin temellerini sarsın.

Her şehirde ve her bölgede işi durdurun, ailelerinizle birlikte protestolara katılın. Genel birliğimiz İslam Cumhuriyeti’nin sonu olacaktır.

Yaşasın genel grev!
Yaşasın İslam Cumhuriyeti’ni yıkmak için halkın birliği!

İran Komünist İşçi Partisi

………………………………………………………………………………………………………………………………...

İslam Cumhuriyeti'nin cinayet ve baskı makinesini geri püskürtelim

Döviz piyasasında yaşanan benzeri görülmemiş dalgalanmalar ile bunun temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki artışa etkilerinin ardından başlayan protestolar bugün onuncu gününe girmiştir. İzleyen günlerde bu protestolar üniversitelere ve İran’ın onlarca kentine yayılmış; sokaklarda “Diktatöre ölüm” gibi sloganlar atan göstericiler, İslam Cumhuriyeti rejiminin tüm yönetim yapısını hedef almıştır.

Bu ülke çapında büyüyen yeni protesto dalgası karşısında, İslam Cumhuriyeti’nin suç rejimi Tahran’ın çeşitli bölgelerinde ve protestoların odağı haline gelen kent ve bölgelerde güvenlik güçlerini, polisi ve özel birlikleri konuşlandırmıştır. Göstericilere saldırarak ve ateş açarak şimdiye kadar 36 mücadeleciyi katletmiş, onlarcasını yaralamış, iki binden fazla kişiyi tutuklayıp hapse atmıştır. Son günlerde İslamcı rejimin baskı güçleri, İlam Eyaleti’ne bağlı Melkeşahi ilçesinde mücadeleci ve özgürlükçü halkın saflarına saldırarak, protestoları kana bulayarak ve İlam Kent Hastanesi’ni basıp yaralıları ve hayatını kaybedenlerin cenazelerini rehin alarak zulüm ve vahşetin zirvesine ulaşmıştır. Bu saldırılar, faşist İsrail hükümetinin Gazze’de hastanelere yönelik saldırılarını hatırlatmıştır.

Bu güçlü protesto dalgası; son yılların kitlesel ve ülke çapındaki ayaklanmalarının ve 1401 (Hicri) devrimci hareketinin devamı olarak, yoksulluğa ve ekonomik sefalete son vermek, cinsiyete dayalı ve ulusal eşitsizlik ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak, siyasal ve toplumsal yoksunlukları sona erdirmek ve özetle İslam Cumhuriyeti’ni devirmek amacıyla harekete geçmiştir. Nasıl ki Kürdistan’ın özgürlükçü halkı, Jîna devrimci hareketi sırasında ülke çapındaki devrimci mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak öncü rol üstlendiyse ve birlik ve dayanışma içinde ülke çapındaki protestolarla İslam Cumhuriyeti’ni geriletmeyi hedeflediğini pratikte gösterdiyse, bugün de İlam ve Kirmanşah eyaletlerindeki mücadeleci halkla dayanışma içinde ülke çapındaki protesto saflarına katılmak zorunludur. Kürdistan halkı, İslam Cumhuriyeti’nin suçlarına ve baskılarına karşı kararlı ve onurlu bir yanıt vermek üzere tüm kentlerde yeniden birlik ve dayanışma içinde sokağa çıkmalıdır.

İşçiler, emekçiler, kadınlar, Kürdistan’ın mücadeleci halkı!

İslam Cumhuriyeti’nin İran halkının büyük çoğunluğuna dayattığı felaket koşullarına karşı yükselen halk protestoları sel gibi akmaya devam ederken, biz bu çağrının imzacıları olarak tüm özgürlükseverleri İslam Cumhuriyeti’ne, onun suçlarına ve baskılarına karşı açık ve ülke çapında protestoya çağırıyoruz.

İslam Cumhuriyeti’nin suçlarını ve baskılarını, halkın protesto saflarına yönelik saldırılarını güçlü biçimde kınamanızı; sokakta protesto etme özgürlüğünün temel ve tartışılmaz bir hak olduğunu vurgulayarak tüm siyasi tutuklu ve mahkûmların serbest bırakılmasını talep etmenizi istiyoruz. Birleşik protestolarınızla, İslam Cumhuriyeti’ni toplumsal hareket aktivistlerine yönelik çağrı, soruşturma, tutuklama ve dava açma uygulamalarına son vermeye zorlayın.

Bilgi yayma alanındaki girişim ve deneyimlerini –sosyal ağlar vb. üzerinden– kullanarak kitleleri hazırlayıp harekete geçiren, büyük katılımlı protestoları örgütleyen ve baskı güçlerinin protestoları sokak çatışmasına ve dağılmaya sürüklemesini engelleyen Kürdistan kentlerindeki toplumsal hareket eylemcileri, yalnızca İslam Cumhuriyeti’nin paralı baskı aygıtlarının gücünü etkili biçimde boşa çıkarmakla kalmayacak, aynı zamanda onların bütünlüğünü de parçalayacaktır. Kuşkusuz Kürdistan halkının birleşik, örgütlü ve ülke çapındaki protestoları; İslam Cumhuriyeti rejimi liderlerinin suç ve tehditlerine karşı belirleyici bir yanıt olacak ve bu suç rejimine karşı mücadelede Kürdistan halkının İran genelindeki ilerici toplumsal ve protesto hareketleriyle birlik ve dayanışmasını güçlendirecektir.

Kahrolsun İslam Cumhuriyeti rejimi!

Yaşasın Kürdistan’da halk meclisleri yönetimi!

Kürdistan Sol ve Komünist Güçler İşbirliği Konseyi
Sosyalist İşçiler Birliği Kürdistan Örgütü
Komünist İşçi Partisi–Hekmatist Kürdistan Komitesi
Komala–İran Komünist Partisi Kürdistan Örgütü

………………………………………………………………………………………………………………………………...

Kahrolsun İslam Cumhuriyeti’nin kapitalist rejimi!

Protestolar ve grevler iş yerlerinde ve yaşamın içinde ne kadar toplumsal ve kamusal hale gelirse, baskıcı ve sömürücü egemen sınıfı o kadar parçalayabilir!

Bu, İran halkının çoğunluğunun acil talebidir!

Son yıllarda aktif ve yaygın olan; onlarca yılın baskı, sömürü, zorbalık ve aşağılanmasının biriktirdiği öfkeden doğan protestolar ve grevler, son günlerde kentlerde ve sokaklarda kesintisiz biçimde yeniden yüz yüze bir savaşa dönüşmüştür. Bu sürecin doğrudan devamı olarak, protestolar, mitingler, grevler ve devrimci hareketler yeni, radikal ve belirleyici bir aşamaya girmektedir.

Bu protestolar geçici bir tepki ya da yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı bir itiraz değildir; tersine, dinsel zorbalık ve kapitalizmin bütününe, yapısal yoksulluğa, örgütlü yağmaya, sistematik baskıya, yaygın infazlara, cinsiyetçi ve ulusal ayrımcılığa, insan onurunun örgütlü biçimde yok edilmesine karşı toplumun tarihsel yanıtıdır. Daha önceki ayaklanmalar; yoksulluğun ve hak yoksunluğunun, baskı ve ayrımcılığın, sömürünün ve zorbalığın kurucularıyla toplumun ve halkın büyük çoğunluğunun karşı karşıya gelişiydi. Bunlar ortadan kaldırılmadıkça, özgürlüğe ve insanca bir yaşama ulaşmak için mücadeleyi sürdürmekten başka yol yoktur. Toplum, zafer için her fırsatı kullanmaktadır.

Son günlerde Tahran’dan İsfahan’a, Tebriz’den Hemedan’a, Loristan’dan Kirmanşah ve İlam’a, Kum’a ve onlarca başka kente kadar sokak protestolarının, emek ve sendikal grevlerin, sivil itaatsizliğin ve gündelik direnişin sürmesi; toplumun baskı aygıtından korkmadığını, aksine taleplerini daha açık, daha radikal ve daha genel bir biçimde dile getirdiğini göstermektedir. Doğrudan ateş açılması, sokak infazları, yaygın tutuklamalar, askeri atmosfer ve adalet arayanların ailelerine yönelik artan baskılar; protesto ateşini söndürmek bir yana, hedefi daha da netleştirmiştir: İran’daki tüm egemen aygıtın ve sistemin dağıtılması.

Toplumsal ve siyasal meşruiyeti hiçbir zaman olmayan egemen rejim; ekmek, iş, özgürlük ve insan onuru taleplerine verdiği tek yanıtın yine kurşun, hapishane, işkence ve idam olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Devrim Muhafızları, Besic ve güvenlik-yargı aygıtına bağlı baskı güçleri el ele vererek protestocu halkı hedef almıştır. Gençler ve çocuklar da dâhil olmak üzere yurttaşların öldürülmesi ve yaralanması, kitlesel tutuklamalar ve ağır cezaların sürmesi, bu iktidarın çıplak ve faşist karakterini daha da teşhir etmektedir.

Başlayan ve hızla ülke geneline yayılan protestolar; yalnızca pahalılık ve işsizliğe karşı bir tepki değil, aynı zamanda işçilerin, emeklilerin, hemşirelerin ve diğer emekçi kesimlerin grev ve eylemleriyle birleşerek İran’daki egemen yapıyı parçalayabilecek kitlesel bir harekettir. Petrol ve gazdan elde edilen muazzam serveti ve kamusal kaynakları tekelleştiren bu yapı, toplumun çoğunluğunu yoksulluğa, dışlanmaya, güvencesizliğe ve kalıcı bir belirsizliğe sürüklemiştir. Azgın enflasyon, ağır vergiler, halk düşmanı politikalar, sosyal hizmetlerin tasfiyesi, yıkıcı özelleştirmeler ve yoksulluk sınırının altındaki ücretler; işçilere, emekçilere ve yoksullara karşı yukarıdan yürütülen sınıf savaşının araçlarıdır.

Büyüyen protestolar ve mitingler; hem açların, yoksulların ve dışlananların hareketi, hem de adalet talebinin ifadesidir. Yoksulluk, işsizlik, gıda güvencesizliği, çevre yıkımı ve hak yoksunluğu altında ezilen milyonların çığlığıdır; aynı zamanda öldürülenlerin, idam edilenlerin ve siyasi tutsakların ailelerinin adalet, hakikat ve hesap sorma haykırışıdır. İdam, korku yaratmak, toplumsal direnci kırmak ve kitlesel örgütlenmeyi engellemek için resmî bir yönetim aracına dönüştürülmüştür. Hapishaneler; işçiler, öğretmenler, kadınlar, öğrenciler, ezilen uluslardan eylemciler ve siyasal muhaliflerle doludur.

İslamcı rejim, derin iç tıkanıklıklar ve artan bölgesel ve uluslararası krizler koşullarında İran halkını başlıca düşmanı olarak görmektedir. İç baskının artırılması, askeri ve güvenlik kurumlarının yetkilerinin genişletilmesi, baskı aygıtlarına astronomik bütçeler ayrılması ve aynı anda yağmanın, yapısal yolsuzluğun ve çevre tahribatının derinleştirilmesi; iktidarın gücü korumak uğruna toplumu bile yok etmeye razı olduğunu göstermektedir.

Sınıf dayanışması, bağımsız kitlesel örgütlenme ve sokak protestolarının işçilerin ve emekçilerin genel grevleriyle birleştirilmesi bugün her zamankinden daha hayati bir zorunluluktur. İş yeri ve yaşam alanlarında örgütlenme, protestoların sürmesi ve güç dengelerinin toplumun çoğunluğu lehine değişmesi için temel önemdedir. Bu protestoların sürekliliği ve başarısı; aşağıdan, kolektif ve meclis tipi örgütlenmeye, çeşitli ve bağımsız örgütlerin yaratılmasına ve kadınların, işçilerin, gençlerin, ezilen ulusların ve ilerici güçlerin hareketleri arasındaki dayanışmaya bağlıdır. Protestolar; sömürüye, yoksulluğa, işsizliğe, cinsiyetçi baskıya, etnik ve ulusal ayrımcılığa, sınıfsal sömürüye ve siyasal baskıya karşı bağımsızlığını ve kolektif karar alma mekanizmalarını koruyarak örgütlenmelidir.

Bu mücadele reformlar çerçevesinde değil, tüm egemen sisteme karşıdır. İran halkının kaderine yabancı güçlerin her türlü müdahalesi mahkûmdur. Monarşi dâhil olmak üzere gerici alternatifler ve emperyalizmin, bölgesel güçlerin ve onlara bağlı medyanın desteğiyle Pehlevi diktatörlüğünün yeniden üretilmesi, İran halkı açısından hiçbir değer taşımamaktadır. Halkın canına, ekmeğine ve geleceğine mal olan gerici vekil güçlere ve savaş kışkırtıcılığına karşı kararlılıkla mücadele edilmelidir.

Tüm siyasal tutsakların ve düşünce suçu tutsaklarının derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını, idam cezasının bütünüyle ve derhal kaldırılmasını talep ediyoruz.

Baskı kurumlarının dağıtılmasını; suç faillerinin ve emir verenlerin halka açık biçimde yargılanmasını; zorunlu hicabın kaldırılmasını ve cinsiyetçi baskının tüm mekanizma ve yasalarının yok edilmesini; işçilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin ve emekçilerin bağımsız örgütlenme, grev ve toplanma hakkını; ekmek, iş, konut hakkını; ücretsiz, kamusal ve insanca eğitim ve sağlık hizmetlerini; kadınlar ve erkekler arasında tüm toplumsal, siyasal ve ekonomik alanlarda tam ve koşulsuz eşitliği; tüm ulusların eşit haklarının tanınmasını ve kendi kaderini tayin hakkını; savaş ve müdahaleci politikalara son verilmesini ve ülke kaynaklarının halkın refahına, sosyal güvenliğine ve onurlu bir yaşama ayrılmasını istiyoruz.

Devrim Muhafızları, yargı ve diğer kurumlar özgürlük, adalet ve eşitliğin karşısındadır; bu sistemin her insani talebe yanıtı hâlâ kurşun, hapishane ve darağacıdır. Bu iktidar ve cellatları dağıtılmalıdır.

Yaşasın işçilerin ve ezilen sınıfların dayanışması!

Yaşasın işyerlerinde ve yaşamın içinde daha güçlü örgütlenme!

Kahrolsun İslam Cumhuriyeti’nin kapitalist rejimi!

Sol ve Demokratik Kurumlar Koordinasyon Kurulu


 Çeviri: Gerçeğin Günlüğü

Gerçeğin Günlüğü’nü; 

Twitter üzerinden takip etmek için buraya, 

Instagram üzerinden takip etmek için buraya,

Facebook üzerinden takip etmek için buraya, 

Bluesky üzerinden takip etmek için buraya tıklayınız. 

 

0 Responses to İran solundan halk ayaklanmasına dair açıklamalar

Yorum Gönder

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler

Günlük Arşivi