Content feed Comments Feed

İran Komünist Partisi (Marksist-Leninist-Maoist), ABD-İsrail saldırganlığına ilişkin bir açıklama yaparak bu devletlerin amacının bölgedeki güç dengesini yeniden düzenlemek olduğunu ifade ederek, “ülkenin binlerce erkeğinin ve kadınının kanı henüz ellerinde kurumamış olan İslam Cumhuriyeti'nin sabıkalı rejiminin arkasında, ‘vatanı savunmak’ bahanesiyle saf tutmanın, yıkım ve bu rejimle suç ortaklığından başka bir sonucu olmayacağı” belirtildi.

 


28 Şubat’ta, Amerikan emperyalizmi ve İsrail soykırımcı rejiminin İran'a karşı saldırgan savaşı başladı. Faşist Amerikan Başkanı Trump'a göre, bu büyük bir savaş ve saldırıların tırmanmasını beklemeliyiz. Bu savaş, “özgürlük getirmek”, “insani bir eylem” ya da “İran halkını kurtarmak” için yapılan bir girişim değildir. Bu savaş, Amerikan emperyalizminin Orta Doğu üzerindeki hâkimiyetini pekiştirmek için uzun süredir izlediği politikanın bir devamıdır ve bu politikada Çin ve Rus emperyalizmiyle rekabet, Orta Doğu ve İran halklarının kaderinden çok daha önemlidir. Bu anlamda İran, 92 milyonluk bir ülke değil, Amerikan emperyalizmi için bir “konum”, emperyalist güçlerin rekabetinde kilit bir noktadır. İran ile şu anda süren savaş bu mantığa uymaktadır. Amaç, bu bölgedeki güç dengesini yeniden düzenlemektir.

Bu saldırı savaşının sonunda ne olacağı ve ne kadar süreceği bilinmiyor. Bilinen şey, böyle bir savaşın sonucunun, iki faşist gücün, ABD-İsrail emperyalizmi ve İslam Cumhuriyeti'nin faşist rejiminin pençesindeki halk kitlelerinin yok edilmesi ve feda edilmesi olduğudur. Bilinen şey, emperyalist bir gücün bomba ve füzelerinin hiçbir topluma “özgürlük” ve ‘refah’ getirmediğidir. Açık olan şey, bu ülkenin binlerce erkeğinin ve kadınının kanı henüz ellerinde kurumamış olan İslam Cumhuriyeti'nin sabıkalı rejiminin arkasında, “vatanı savunmak” bahanesiyle saf tutmanın, yıkım ve bu rejimle suç ortaklığından başka bir sonucu olmayacağı. Bu bariz gerçekleri farklı gören ve farklı bir görüşe sahip olanlar ya tarih ve dünyanın mevcut durumu hakkında hiçbir bilgisi olmayanlardır ya da “insani müdahale” ve “güvenli ve istikrarlı bir geçiş” gibi bahanelerle sayısız insanın hayatını iktidara gelmek için rehin alan ve “halkın kanıyla kaplı geniş bir halı” üzerinde hüküm sürmeye takıntılı hale gelen gericiler ve şarlatanlardır.

Bu ülkenin geleceğinin emperyalistler ve İsrail'in faşist rejimi ya da adı ne olursa olsun başka herhangi bir gerici rejim tarafından belirlenmesine izin vermemeliyiz. Halk kitlelerinin artık kölelik hayatı yaşamadığı, gerçek anlamda özgür bir toplumun kurulması, ancak halkın kendi elleriyle ve dünya ve bölgedeki ezilen kitlelerin işbirliği ve dayanışmasıyla mümkündür. Ancak, sömürü ve baskının köklerini söküp atan ve mevcut düzenin tüm yozlaşmalarına son veren gerçek ve dönüştürücü bir devrime giden bu yol, komünist bir liderlik ve binlerce bilinçli ve örgütlü insanı gerektirir. Aksi takdirde, hayatlarımızda ve kaderimizde anlamlı bir değişiklik olmayacaktır.

Öyleyse, bu zalimler kaderimizi belirleyemesinler, bu son derece tehlikeli durumda yanlış yolu doğru yol gibi gösterip insanları aldatmalarının kurbanı yapamasınlar, bu yıkıcı baskı ve zulüm döngüsü kırılsın diye, bize katılın ve “Devrimci Öncüler Grubu”nda örgütlenin.

Burada, kapitalist-emperyalist sistemin uygulayıcısı ve koruyucusu olan İslam Cumhuriyeti'nin hayatlarına dayattığı zincirler dışında kaybedecek hiçbir şeyi olmayan genç erkek ve kadınlara sesleniyoruz. Bugün, emperyalist güçlerin İran'ın geleceği için akbaba gibi rekabet ettiği bir durumda, İslam Cumhuriyeti, bu dini-faşist rejimin hayatta kalmasını sağlamak, siyasi ve ekonomik iktidarın tekelini elinde tutan kapitalist sınıfın çıkarlarını korumak, onları yaklaşan daha büyük tehditler karşısında zayıf ve çaresiz hale getirmek için halkına karşı bir iç savaş başlattı. Bizim hitabımız özellikle, İran İslam Cumhuriyeti'nin küllerinden yeni bir sosyalist cumhuriyet yaratmak için devrimci savaşın liderleri ve belkemiği olması gereken kadın ve erkeklere yöneliktir. Duvarlarında, sayısız ayaklanmada kanlarıyla “İslam Cumhuriyeti'ne ölüm” yazan yoldaşlarının, kız kardeşlerinin, erkek kardeşlerinin, eşlerinin ve çocuklarının parmak izleri hâlâ duran gençlere. Demek istediğimiz şudur: “İslam Cumhuriyeti'ne ölüm” sloganı, “Yeni İran Sosyalist Cumhuriyeti'ne doğru” sloganıyla tamamlanmalıdır. Temelden farklı bir toplum yaratmak için komünist devrimin programı ve manifestosuna sahip olmayan ezilen ve sömürülen halklar, ezilme ve sömürü sistemini yıkacak bir orduya sahip olmayan ezilen ve sömürülen halklar, hiçbir şeye sahip değildir!

Bu yolu açabilecek ve onu meyveye dönüştürebilecek bir liderlikten mahrum kalan insanlar sonsuza kadar esaret altında kalacaklardır. Bu nedenle, doksan milyondan fazla insanın hayatını rehin alan kapitalizmin asalak sistemi ve onun dini faşist hükümetini hesaba katmak ve onun yerine yeni bir sosyalist cumhuriyet kurmak için kendimizi ve binlerce yoldaşımızı devrimci bir savaş için örgütlemeliyiz. Küresel kapitalist-emperyalist sistemin bir parçası olan bu sistemin, bu ülkenin halkını nesiller boyu gençlikleriyle birlikte hayallerini de gömmek zorunda bırakmasına izin vermek için hiçbir neden yoktur.

Nerede olursanız olun, inisiyatif ve yaratıcılığa sahip devrimci öncü gruplarının oluşumunu gerçekleştirin ve güvenli yollarla bizimle iletişim halinde kalın.

 

https://cpimlm.org/1404/12/11/jang-2/ adresinde yayımlanan açıklamadan çevrilmiştir.

 

 Çeviri: Gerçeğin Günlüğü


Gerçeğin Günlüğü’nü; 

Twitter üzerinden takip etmek için buraya, 

Instagram üzerinden takip etmek için buraya,

Facebook üzerinden takip etmek için buraya, 

      Bluesky üzerinden takip etmek için buraya tıklayınız. 

 

 

 

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler

Günlük Arşivi