Content feed Comments Feed

IV. Eelam Savaşı bitiyor mu?

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Sri Lanka, Tamil Kaplanları’nın elindeki son bölgeyi de ele geçirdiğini iddia ederken ve binlerce Tamil’in ölümüne neden olurken Tamil halkının özgürlük mücadelesinin tarihi uzun yıllar öncesine dayanıyor. Sri Lanka hükümeti, Tamil sorununda silahlı çözümü seçerken, kuzey ve kuzeydoğuda Tamil çoğunluğun yaşadığı bölgeler için bugüne kadar önerilen otonomi ve federalizm gibi çözümlere ise ne Sri Lanka, ne bölge ülkelerinden Hindistan, Çin ve Pakistan ne de ABD ilgi göstermedi. Söz konusu ülkeler bunu yaparken hep Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları’nın (LTTE) ihlallerine ve 1994 ile 2002’de pazarlığı reddetmesine işaret ettiler. Ancak Kaplanlar’ın yıkım ile cezalandırılmasının nedeni bu değildi. Esas neden LTTE’nin kuzey ve kuzeydoğudaki varlığının bölgeye girmeye can atan çokuluslu şirketleri, turizmi ve dev endüstriyel tarım projelerini engellemesiydi. 2004 yılındaki tsunami, çok istenen sahil gayrı menkullerindeki binlerce balıkçı topluluğunu yok ederek bölgelerin hükümet kontrolünde temizlenmesinde etkili oldu ve hükümet kontrolündeki bölgelerde araziler şirketler için yeniden inşa edildi. Sri Lanka ordusunun kuzeye girişi tsunaminin işini tamamlıyor: tüm Tamil halkını toplama kamplarına gönderiyorlar, direniş hareketlerini yok ediyorlar ve bölgesel kontrolü savunuyorlar.

Sri Lanka, yaklaşık yüzde 74’ünü Sinhalaların oluşturduğu 21 milyon nüfuslu bir ülke. Nüfusun 3 milyondan fazlası Tamiller’den, 1 Milyonu Hindistan Tamilleri veya “iç ülke Tamillerinden oluşuyor. Sömürgecilik öncesi zamanlarda aralarında küçük ilişkiler ya da silahlı çatışmalar olan Sinhala ve Tamil krallıkları olmak üzere ikiye ayrılıyorlardı. İngiliz sömürgeciliği bu karmaşık toplumu bir emperyal çiftliğe dönüştürdü. Bu durum Sinhalaları tarım işlerine tabi kıldı ve Hindistan’dan büyük miktarda Tamil’i ülkenin merkez bölgelerindeki tarlalarda çalışmak üzere getirdi. 1948 yılındaki bağımsızlıktan sonra diğer Güney Asyalılar gibi Sri Lankalılar da ülkelerini sömürgecilik için oluşturulan ekonomi ve politikalar dışında bağımsız bir ülke olarak şekillendirmek için mücadele ettiler. Sinhalalar ve Tamiller tarımsal ve politik hakları için birlikte mücadele ederken etnik temelli hareketler de ortaya çıktı. Diğer Güney Asya ülkelerinde olduğu gibi bu “komünalizm” (federe topluluklara dayalı siyasal sistem – ç.n.) büyük zarara neden oldu. Anlaşmazlık, kamu hizmeti işlerindeki rekabette yoğunlaştı. 1956 yılında, Sinhalaların bir arada yaşaması için harekete geçen bir platform olan Sri Lanka Özgürlük Partisi (SFLP) Sinhala’yı resmi dil yaptı ve devlet memurluklarında kota koydu. Sinhala kontrolündeki ordu kuzey eyaletlerine ilk kez 1960’ların başlarında gönderildi ve suçlar işleyerek kırgınlıklara, sonuçta da gerilla hareketlerinin yükselmesine sebep oldu.

1977 senesi 3 sebepten dolayı kilit bir yıl: Birincisi 1977 yılında Tamil Birleşik Özgürlük Cephesi (TULF) kuzeydoğuda yeni bir özgür Tamil ülkesi zemininde seçimlere girdi, kuzey ve doğu illerinden çok büyük destek aldı ve Colombo hükümetinden özerkliğini ilan etti. İkincisi, LTTE de ilk kez bu yıl sahneye çıktı. Üçüncüsü ve en önemlisi ise IMF’nin yapısal düzenlemelerinin 1977 yılında Sri Lanka’ya gelmesi ve çatışmaları önemli ölçüde kızıştırması. Bağımsızlıktan 1977 yılında kadar Sri Lanka, Hindistan’ın Kerala eyaletine benzer biçimde göreceli ekonomik geriliğe rağmen toplumsal gelişmede tamamen kusursuz olmayan ancak ilgi çekici bir yer olarak görülüyordu. Bu ilerlemenin büyük kısmı yeniden yapılandırma sonrasında yitirildi. Örneğin 1950’lerde kanunla düzenlenen toprak reformu çiftçilere alacaklılara karşı belli derecede koruma sağlıyordu. Bu, IMF’nin yapısal düzenleme programı ile ortadan kalktı.

Finans, ticaret, hizmet ve inşa sektörünün özelleştirmeye açılmasına ek olarak, hükümet dev bir projeye, ülkenin en büyük nehrinin yönünü sulama ve enerji üretimi için değiştirecek olan Mahavali Planı’na katıldı. Bu planla ortaya çıkan yeni topraklar, Tamillerin yoğun bulunduğu doğuda yer almasına rağmen Sinhalalara verildi. Tamillerin nüfusun yüzde 40’ından fazlasını oluşturduğu doğuya (kuzeydeki nüfus oranları yüzde 96) 80 binden fazla Sinhala’nın yerleştirilmesi Tamil topraklarının sömürgeleştirilmesi olarak görüldü ve bir “Batı Şeria” çözümüne göndermede bulunuldu.

1977’den 1983’ kadar ekonomik durum IMF-Dünya Bankası yönetiminde kötüleşmeye devam etti. Fiyat kontrolleri ve sübvansiyonlar ortadan kaldırıldı, toplumsal problemler kötüleşti ve devlet protestolardan isyanlara kadar “terörizme” göz açtırmamak için kendisine yeni güçler verdi. 1983 yılı genel olarak iç savaşın başlangıç tarihi olarak varsayılır. O sene Sri Lanka ordusunun ihlalleri, LTTE’nin pusuları ve devletin ortaklığını da içeren Tamillere karşı binlercesinin öldürülmesiyle sonuçlanan dehşet verici toplumsa ayaklanmalar gerçekleşti.

1970’ler ve 1980’ler boyunca Sinhalaların ayaklanması –şu anda önde gelen siyasi partilerden olan- Janatha Vimukthi Perumana (JVP), yani Halk Kurtuluş Cephesi ile vücut buldu. Çoğunluğu Sinhala gençlerinden oluşan JVP çeşitli defalar (1971, 1987 ve 1989’da) ayaklandı ve önde gelen politik figürler öldürüldü. Ayaklanmalar 1971’de 10 bin ve 1987 ile 1989’da 40 bin veya daha fazla ölümle bastırıldı. Hindistan, JVP isyancılarının bastırılmasına Sri Lanka’ya destek oldu. İsyancılar iki şey talep ediyordu. Birincisi, LTTE’yi yükselten yapısal şiddet ve yoksulluk aynı zamanda çoğunlukta olan Sinhala halkı üzerinde de etkili oluyordu ve böylesi bir şiddet sadece etnik problem değildi. İkincisi, böylesi problemlerle bağlantılı olan devlet modeli onlara hitap etmiyordu, aktivistleri fiziksel olarak yok ediyor ve liderliği atamayı deniyordu.

1983’ten bu yana LTTE’ye karşı başlatılan savaş dört döneme ayrılabilir. 1983-1987 arasındaki I. Eelam Savaşı süresince Hindistan LTTE’yi destekledi ve bu dönem Tamil bölgelerindeki Hindistan Barış Gücü (IPKF) ile sona erdi. 1987-1990 arasındaki dönem, IPKF fiyaskosu periyoduydu ve söz konusu dönem IPKF’nin LTTE’ye karşı savaşması ve Sri Lanka devleti tarafından bölgeyi terk etmesinin istenmesi ile sonlandı. LTTE 1991 yılında Tamil Nadu’da Rajiv Gandhi’yi öldürdü. 1990-92 arasında LTTE bölgedeki 150 bin Müslüman’ı kuzey bölgelerinden çıkardı. 1990-1995 arasındaki II. Eelam Savaşı ateşkesle ve barış görüşmesi denemeleriyle sona erdi. 1995-2002 arasındaki III. Eelam Savaşı dönemi LTTE’nin en büyük askeri başarılarını kazandığı dönem oldu ve uluslararası gözleme tâbi bir ateşkes anlaşmasıyla sona erdi. 2006’da başlayan günümüz dönemi yani IV. Eelam Savaşı ise Sri Lanka ordusunun nihai zafer iddiası ile devam ediyor.

Sri Lanka’nın destekçisi ABD

Bu aşamada Sri Lanka ordusunun “başarısını” çeşitli etkenlerle açıklayabiliriz. Birinci ve en etkili etken LTTE’nin “Teröre Karşı Savaş”ın (ABD tarafından - ç.n.) başlamasıyla birlikte “terörist örgüt” ilan edilmesi. Bu sınıflandırma LTTE’nin ana finans ve tedarik kaynaklarını engelledi. Sri Lanka ordusu ayrıca LTTE’nin deniz ticaret hattını yok etti ve birçok tedarik gemisini batırdı. İkinci etken, LTTE’nin doğu komutanı Vinayagamoorthy Muralitharan’ın (Colonel Karuna) Mart 2004’te LTTE lideri Vellupillai Prabakharan’ın ana grubundan ayrılması. Nisan ortasında Prabhakaran’ın grubu hükümet koruması altındaki Karuna’nınkine saldırdı. Karuna, LTTE’nin 5-6 bin gerillasına ve sonuçta doğu bölgesine mal olan Tamil Eelam Halk Kurtuluş Kaplanları’nı (TEPLT) kurdu. Üçüncü etken, bölgesel aktörlerin (Çin, Pakistan, Hindistan) devletle eskisine göre daha yakın bir çizgiye gelmesi oldu. Dördüncü etken, Sri Lanka hükümetinin “Teröre Karşı Savaş”ın bir parçası olarak ABD’nin desteğini alması. Bu operasyonda ABD’nin Sri Lanka’ya desteğinin boyutu bilinmiyor, ancak ABD operasyonun başlamasından aylar önce Sri Lanka Deniz Kuvvetleri’ne bir değerlendirme ekibi gönderdiğini açıkladı. 14 Mayıs günü Hindistan’da konuşan ABD Pasifik Birlikleri Komutanı Amiral Timothy J. Keating gazetecilere şöyle konuşmuştu:

“İki-üç ay önce Sri Lanka’ya buradaki elçimiz ile birlikte çalışmak ve duruma uyum sağlamak amacıyla başında tuğgeneral olan Deniz Kuvvetleri’ne bağlı bir askeri değerlendirme gücünü gönderdik. Daha önce gerçekleşen ve hâlâ elverişli olan bir takım askeri seçenekleri hazırladık.”

Beşinci etken 2004 tsunamisinin yıkımı ve LTTE’nin politik yeniden inşadan zarar görmesi. 20 bin insan öldü, 500 bin ila 1 milyon insan evsiz kaldı ve balıkçıların üçte ikisi yok oldu. Tsunamiden etkilenenlerin büyük kısmı Tamiller ve Müslümanlardı. Tsunami tarafından en ağır biçimde vurulan Mullauitivu, günümüzdeki çatışmaların mevzilerinden biriydi. ABD ve Hindistan birlikleri, tsunami sonrası kuzeyden gelen yardım çağrılarına yanıt verdi ve LTTE bu güçleri hükümete istihbarat sağlamakla suçladı.

Başlatılan son saldırılarda binlercesi toplama kamplarına tıkılan Tamil halkı “emniyet bölgesindeki” dehşeti unutmayacak. Durumu belirsiz olan Tamil halkının karşı karşıaya olduğu tehlikeler, politik bir çözüm olmadıkça artmaya devam edecek. Sonuç olarak, sürdürülen kanlı katliam tsunaminin başlattığı şeyi bitirmeyi, toprakları temizlemeyi, insanları hapsetmeyi ve toprakları yağmacılığa devretmeyi amaçlıyor.

http://www.zmag.org/znet/viewArticle/21482 adresine yayımlanan yazıdan yararlanılarak hazırlanmıştır.

0 Responses to IV. Eelam Savaşı bitiyor mu?

Yorum Gönder

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler