Content feed Comments Feed

Yazan: James Winter *

Domuz gribi denilen “salgına” kapıldığımızdan bu yana bir haftadan biraz fazla zaman geçti. Eğer bir salgından söz edilecekse bu korku ve açgözlülük salgınıdır.

Basın, sayfalarını ve haber bültenlerini Meksika, Teksas ve hatta daha yeni yürümeye başlayan bir çocuğun ölüm haberinin verildiği Kanada’dan ölüm haberleriyle dolduruyor. Bakterileri öldüren tıbbi maskeler üreten şirketlerin hisseleri tavan yaparken politikacılar bir ulusal aşı programını tartışıyor. Canwest News (Kanada’nın medya tekeli - ç.n.), Vancouver Havaalanı’nda kuzeninin Meksika’daki tatilinden dönmesini bekleyen maske takmış adamın fotoğrafını yayımlayarak belirgin biçimde bu duruma yardımcı oluyor. Toronto Borsası “domuz gribi korkuları” ile resmen yerle bir oldu. Havayolları ve tur operatörleri Meksika yolculuklarını askıya aldı. Söylentilere göre virüs 4 farklı eyaletten 13 Kanadalıyı etkilerken havaalanlarındaki taramalar arttırıldı.

Medya tarafından yapılan utanmaz korku yaygaracılığı histeri üretti ve sonra da çözüme işaret etti:

“Bir aşı hazır olana kadar başlıca savunma hattı hükümetin ulusal antiviral ilaç stoku olacak. Bazı uzmanların enfeksiyonu önlediğine ve salgının yayılmasını yavaşlattığına inandığı Tamiflu ve Relenza…” (Canwest News’ten Andrew Mayeda’nın haberi)

2005 yılında Tamiflu, kuş gribinin baş göstermesine karşılık olarak Japon çocuklarına verilmişti. Village Voice’tan James Ridgeway o zaman şöyle yazmıştı: “…geçen hafta Japon gazeteleri Tamiflu verilen çocukların nasıl çıldırdıklarını ve pencereden atlatarak nasıl intihara kalkıştıklarını yazdı. FDA (Amerikan İlaç ve Gıda İdaresi – ç.n.), uyarıcı açıklamada çocuklar arasında 12 ölüm olduğunu belirtmiş ve kalp ve akciğer rahatsızlıkları ile birlikte psikiyatrik bozukluk bildirimleri olduğunu söylemişti.”

Şirket medyasına göre önceki olaylar çoktan beri hafızanın derinliklerinde kaybolup daha fazla “haber” teşkil etmezken tarih tekerrür ediyor. Bu nedenle domuz gribinin bundan önce Fort Dix askeri üssünde ortaya çıkmasıyla birlikte, ABD Başkanı Gerald Ford’un 125 milyon dolara mal olan bir ulusal aşı kampanyası düzenlediği 1976’da ne olduğunu az sayıda insan hatırladı. Sınırın kuzeyinde hiçbir vaka bildirilmemesine rağmen Kanada da ücretsiz aşılamalarla aynı şeyi yaptı. ABD’de aşılamalar, 220 milyon kişiden 40 milyonu aşılandıktan sonra durdurulmuştu. Sonuçta domuz gribinden sadece bir kişi ölmüş, ancak 500 kişi aşının yan etkisi olarak ortaya çıkan ve sinir sistemini felce uğratan ender görülen bir hastalık olan Guillain-Barré Sendromu’na yakalanmış, 30’un üzerinde kişi de ölmüştü.

Donald Rumsfeld ilaç şirketi CEO’suydu

Domuz gribi histerisi bağlamında, sadece kamu güvenliğine dair değil, üretilen krizlerden kimin zengin olacağına dair de soru sormak zorundayız. Örneğin 2005 yılında, kendisi Tamiflu’nun patentine sahip olan ilaç şirketi Searle’nin eski CEO’su olan ABD Eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, 18 milyon dolar karşılığında Tamiflu stoku yaptı. Dolayısıyla, medya şirketleri histeri üretmede kamuoyu üzerindeki güçlerini kullandıklarında hükümetler de bazen halka zarar veren, hatta öldüren aşıları satın almalarını gerekçelendirmek amacıyla histeriyi kullanıyorlar. Aynı zamanda, Rumsfeld ve diğerleri gibi hükümet/şirket insanları da korku çığırtkanlığı, açgözlülük ve gücün istismarının örneği olarak kamusal harcamalarla dev kârlar gerçekleştiriyor.

Büyük ilaç firmaları patentleri, özel pazarları, ilaç projelerini kullanarak dev kârlar yapıyor. İlaç endüstrisi kirli bir iş. Araştırmaları tahrif ediyorlar, insan sağlığını ve hayatını riske atıyorlar, ilaç tanıtım kampanyaları için ünlüleri, tıp doktorlarını kullanıyorlar, daha sonra “iyileştirecekleri” doğada varolmayan hastalıklar üretiyorlar. Dev ilaç şirketleri“yüksek kolesterol salgını” yaratabilmek için kolesterol düzeyi esaslarını elden geçiriyorlar ve birçok yan etkisi olan kolesterol düşürücü ilaçlardan kâr elde ediyorlar. Ancak bununla da bitmiyor. Tıp öğrencilerini ve doktorları “eğitiyorlar”, ilaçlarını yazacak bu kişilere ücretsiz aşılar gibi teşvik primleri veya rüşvet veriyorlar; araştırma sonuçlarının açıklanmasını büyük itirazlarla ve sıkı anlaşmalarla kontrol ediyorlar. Daha sonra doktorların ve kamu güvenliğini savunan Nancy Olivieri gibi yolsuzluklarını açığa çıkaran diğerlerinin kariyerlerini ve itibarlarını mahvetmeyi deniyorlar.

Yozlaşma henüz bitmedi. Dev şirketler, rüşvetin bedeli olarak isimlerini yazılarında zikreden tanınmış tıbbi araştırmacılara makaleler yazdırıyorlar. Tabii ki bu görünüşte “objektif, bilimsel” makaleler akademik tıbbi yayınlarda yayımlanıyor, şirket ilaçlarının faydalarını vurgulamaya ve sorunlarını önemsiz göstermeye hizmet ediyor.

* James Winter: Windsor Üniversitesi Basın, İletişim ve Sinema Bölümü’nde profesör. Büyük ilaç şirketleri ve diğer sorunlar üzerine “Medyanın Bize Söylediği Yalanlar” (Lies Media Tell Us) kitabında geniş olarak yazmıştı.

http://www.zmag.org/znet/viewArticle/21318 adresinde yayımlanan makaleden çevrilmiştir.

3 Responses to Korku ve açgözlülük salgını: Medya ve domuz gribi

  1. Paglia Says:
  2. ya gerçekten süper bir tespit ve çevirdiğin de iyi olmuş aslında çünkü daha geçen hafta bir tanıdığım ki kendisi gayet eğitimlidir mutlaka tamiflu alın mutlaka mutlaka ısrarıyla neredeyse beni de ikna edecekti. ikna olmamamın en büyük sebebi de ilacın fiyatı 10 tablet tam 45 milyon ve iki paket içerseniz yani tam 20 tablet ediyor her pakette 10 tablet var, bu ilaç virütik durumları engelleyebiliyor. bu da 90 milyon yapar bir milyon insan o şokla bu ilaçtan alsa ki nüfusumuz nerdeyse 80 milyon, bir milyon insan rahat alır sanırım. matematiğim zayıf olduğu için 90nın sonuna 6 sıfır koyalım ve hesaplayalım derim.
    eline sağlık, sayın günlükçü kardeşim :)

     
  3. Paglia Says:
  4. bu arada ilknur ben :)

     
  5. bu da 90 milyon tl yapar, yani eski tl ile 90 trilyon lira. teşekkürler, sevgiler.

     

Yorum Gönder

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler