Content feed Comments Feed

Yüz yıl önce 6 Mart’ta (Jülyen takvimle 21 Şubat) Petrograd Mejrayonka (Bölgelerarası Komite) Uluslararası Kadınlar Günü’ne ilişkin aşağıdaki bildiriyi dağıtmıştı.

Uluslararası Kadınlar Günü’nün kökenler, ABD’de olsa da, Alman Sosyal Demokrat Clara Zetkin 8 Mart’ın (Rusya’da 23 Şubat) her yıl kutlanması için 1910’da öneride bulunmuştu. Gün, ilk olarak 1911 yılında Almanya’da ve birkaç başka Avrupa ülkesinde kutlandı. Rusya bunu 1913’de küçük bir gösteri ile takip etti fakat Uluslararası Kadınlar Günü, Rusya’da 1 Mayıs’ın ve Kanlı Pazar’ın (9 Ocak 1905) yıl dönümünün gölgesinde kaldı.

1917 yılında Rusya’nın çeşitli sosyalist grupları Uluslararası Kadınlar Günü’nde ortak sloganlar arasında birleşmeyi başaramadı ve bu nedenle ortak eylem yapılamadı. O zaman matbaası olmayan Bolşevikler de Uluslararası Kadınlar Günü’ne ilişkin bildiri yayımlamadı.

Tarihçi Tsuyoshi Hasegawa’ya göre, Bölgelerarası Komite aşağıdaki bildiriyle, isyanı ateşlemeyi değil, işçileri eğitmeyi hedeflemişti. Erkek sosyalistlerin hiçbiri bu tatil gününde kadın işçilerin, otokrasiyi devirecek olan Şubat Devrimi için bir katalizör görevi göreceğini beklemiyordu.

Bölgelerarası Komite, savaşa, otokrasiye, işçileri savaşı desteklemek adına vatansever bir çabaya yöneltme doğrultusundaki liberal girişimlere karşı birleşik bir sosyalist cephe sergilemek amacıyla bütün Devrimci Sosyal Demokratların toplanmasını istemişti. 1917 süresince Bölgelerarası Komite, Bolşevik akım ile kaynaştı.

Uluslararası Kadınlar Günü’nün öncesinde gıda sıkıntısı baş göstermişti. Bunun üstüne 8 Mart sabahı Petrograd’daki yakıt sıkıntısı fırınların çalışmasının durmasına sebep oldu. Saatlerce sırada bekleyen kadınlar (ya da çocukları) satın alacak ekmek bulamadı. Kadın işçilerin, çocuklarının açlıktan ağlayacaklarını görmeleri ile birlikte sabırları taştı. Kadın tekstil işçileri greve gittiler ve metal işçilerini de kendilerine katılmaya çağırdılar. Radikal sosyalistler, ekmek taleplerine hızla otokrasiye ve savaşa karşı sloganlar eklemeye karar verdiler.

Böylece, beklenmeyen bir şekilde ve en radikal solcuların az önemli gördüğü bir anma gününde Şubat Devrimi başladı.



Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi

Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!

Çalışan kadın yoldaşlar! On yıldan bu yana bütün ülkelerin kadınları 23 Şubat’ı Emekçi Kadınlar Günü, kadınların 1 Mayıs’ı olarak kutlamakta. Günü ilk olarak, aracılığıyla kendi güçlerini gördükleri bir gün olarak Amerikalı kadınlar kutladılar. Yavaş yavaş tüm dünya kadınları onlara katıldı. Bu günde, zorlu durumumuzun nedenlerini açıklama ve bundan çıkış yollarını gösterme çabası olarak mitingler ve toplantılar düzenleniyor.

Kadınların ekmeklerini kazanmak için fabrikalara ve atölyelere ilk girişlerinin üzerinden uzun bir zaman geçti. Uzun bir zamandan bu yana, kadınlar makinelerin başında gün boyunca erkeklerle eşit bir seviyede durmakta. Fabrika sahipleri hem erkek hem de kadın yoldaşları tüketmeye çalışıyorlar. Hem kadınlar hem erkekler greve gittikleri, için cezaevine atılıyorlar. Hem kadınların hem de erkeklerin patronlara karşı mücadele etmeleri gerekiyor. Ancak kadınlar, emekçi ailesine erkeklerden sonra girdiler. Çoğu kez, hâlâ korkuyorlar ve ne talep etmeleri gerektiğini ve nasıl talep edeceklerini bilmiyorlar. Patronlar onlara karşı her zaman cehalet ve ürkekliklerini kullanmışlardır ve kullanmaya devam etmektedirler.

Özellikle bugün yoldaşlar, düşmanımızı, kapitalisti nasıl olabildiğince hızlı yenebileceğimizi düşünelim. Cephede, kalbimizin birer parçası olanları hatırlayacağız. Patronlardan her bir fazla ruble, her bir fazla saat dinlenme ve hükümetten özgürlük almak için başlattıkları mücadeleyi hatırlayacağız. Onlardan kaçı cesur mücadeleleri için cephede düştü, cezaevine atıldı ya da sürgüne gönderildi? Onların ardından atölyelerde ve fabrikalarda yerlerini aldınız. Göreviniz, tüm insanlığı baskı ve kölelikten özgürleştirme şeklindeki büyük davalarını sürdürmektir.

Kadın işçiler; bu mücadeleyi sürdüren erkek yoldaşları durdurmayın, aksine hükümete ve fabrika sahiplerine karşı bu kardeşçe mücadelede onlara katılmalısınız. Tüm ülkelerden çok fazla gözyaşının akıtıldığı ve kanın döküldüğü bu savaş onların hatırlarına başlatıldı. Bu korkunç katliam şimdi üçüncü yılına girdi. Babalarımız, eşlerimiz ve kardeşlerimiz can veriyor. Sevdiklerimiz kötü bir perişanlıkla ve sakatlıklarla eve varıyor. Onları cepheye çarlık hükümeti gönderdi. Onları sakatladı ve öldürdü fakat geçimlerini umursamıyor.

Ufukta, emekçilerin kanının dökülmesinin sona ereceği görülmüyor. Emekçiler, 9 Ocak 1905’te Kanlı Pazar’da vurulup öldüler ve Nisan 1912’de Lena Altın Madenleri grevinde katledildiler (17 Nisan 1917’de Sibirya’da bulunan Lena Altın Madenlerinde greve giden işçilere ateş açılmasıyla 270 işçi ölmüş, 250’si de yaralanmıştı; ç.n.). Daha yakın zamanda emekçiler, Ivanovo-Voznesensk, Shuia, Gorlovka ve Kostroma’da vuruldu. Tüm cephelerde emekçi kanı akıyor. İmparatoriçe, halkın kanının ticaretini yapıyor ve Rusya’yı parça parça elden çıkarıyor. Neredeyse tamamen silahsız askerleri mutlak bir ölüme gönderiyorlar. Yüz binlerce insanı cephede öldürüyor ve bundan mali fayda sağlıyorlar.

Fabrika ve atölye sahipleri, savaş bahanesiyle işçileri köleye çevirmeye çalışıyor. Geçim gideri bütün şehirlerde korkunç biçimde yükseliyor. Açlık herkesin kapısını çalıyor. Köylerden savaş için son büyükbaş hayvanları ve son lokma ekmekleri alıyorlar. Saatlerce gıda kuyruğunda bekliyoruz. Çocuklarımız açlık çekiyor. Bu çocuklardan kaçı göz ardı edilmiş ve ebeveynlerini yitirmiş durumda? Taşkınlık yapıyor ve serseri oluyorlar. Açlık, hâlâ çocuk olan birçok kızı sokaklara sürüyor. Makinelerin başında dikilen birçok çocuk gecenin geç saatlerine kadar fiziksel kapasitelerinin ötesinde işler yapıyorlar. Her yanımız keder ve gözyaşı dolu.

Sadece Rusya’daki değil, tüm ülkelerdeki emekçiler için durum zor. Yakın zaman önce Almanya hükümeti açların isyanını gaddarca bastırdı. Fransa’da polis öfkeli. İnsanları, grev yaptıkları için cepheye gönderiyorlar. Savaş her yerde felaket, hayat pahalılığı ve işçi sınıfının ezilmesini getiriyor.

Yoldaşlar, emekçi kadınlar, savaş kimin iyiliği için çıkarıldı? Milyonlarca Avusturyalı ve Alman işçiyi ve köylüyü öldürmeye ihtiyacımız mı var? Alman işçiler de savaşmak istemediler. Yakınlarımız kendi istekleriyle cepheye gitmiyorlar. Gitmeye zorlanıyorlar. Nasıl ki Avusturyalı, İngiliz ve Almak işçiler gönülsüz gidiyorlarsa. Bizim ülkemizde olduğu gibi onların ülkelerinde de onlara gözyaşları eşlik ediyor. Savaş, ondan kâr eden kapitalistlerin gözlerinde parıldayan altın uğruna çıkarıldı. Bakanlar, atölye sahipleri ve bankacılar, bulanık suda balık avlamayı umuyorlar. Savaş zamanı zenginleşiyorlar. Savaştan sonra askeri vergileri ödemeyecekler. Tüm fedakârlıklara işçiler ve köylüler katlanacak, tüm bedelleri onlar ödeyecek.

Değerli kadın yoldaşlar, buna uzun süre önemsiz tüccarlara karşı nadir öfke patlamalarıyla sessiz bir şekilde tahammül etmeyi sürdürecek miyiz? Aslında halkın başına gelen felaketlerde kusurlu olan bu tüccarlar değil. Kendi kendilerini harap ettiler. Suçlu olan hükümettir. Bu savaşa başladılar ve bitiremiyorlar. Ülkeyi harap ediyorlar. Açlık çekmenizin kabahati onlarındır. Suçlu olan kapitalistlerdir. Onların çıkarı için savaş açıldı. Neredeyse onlara bağırmanın zamanıdır: Yeter! Kahrolsun cani hükümet ve onun hırsızlar ve katiller çetesinin tamamı. Yaşasın barış!

İntikam günü halihazırda yaklaşmakta. Hükümetin bakanlarının ve efendilerinin masallarına inanmaya uzun bir süre önce son verdik. Halkın öfkesi tüm ülkelerde yükselmekte. Her yerdeki emekçiler, hükümetlerinden savaşı bitirmesini bekleyemeyeceklerini anlamaya başlıyor. Eğer barışla sona erdirirlerse, başkalarının topraklarını almaya, başka ülkeleri soymaya çalışmalarını zorunlu kılacak ve bu da yeni bir katliama sebep olacak. Emekçilerin, bir başkasına ait olana ihtiyacı yoktur.

Kahrolsun otokrasi!
Yaşasın devrim!
Yaşasın Geçici Devrimci Hükümet!
Kahrolsun savaş!
Yaşasın Demokratik Cumhuriyet!
Yaşasın proletaryanın enternasyonal dayanışması!
Yaşasın birleşik Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi!

Petersburg Bölgelerarası Komitesi

http://links.org.au/1917-view-from-the-streets-how-a-womens-protest-strike-launched-the-russian-revolution adresinde yayımlanan metinden çevrilmiştir.

Çeviri: Gerçeğin Günlüğü

Gerçeğin Günlüğü'nü Facebook üzerinden takip etmek için buraya tıklayınız

1917 Rusya Devrimi Bildirileri-4: ‘Emekçilerin ve yoksul köylülerin geçici hükümeti için’ başlıklı olan bir önceki bildiriyi okumak için buraya tıklayınız

100 yıl önce, Şubat 1917’de Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi Bolşevik Petersburg Komitesi, aşağıdaki bildiriyi Menşeviklerin, toplanma gününde Duma’ya destek amacıyla işçilere yaptığı çağrıya yanıt olarak yayımlamıştı.

Bolşevik komitesi, işçileri Duma’nın liberalleriyle ittifak yapma girişimlerine itimat etmemeleri konusunda uyarırken, bunun yerine Bolşevik vekillerin Devlet Dumasında yargılanmalarının ikinci yıl dönümünü anmak üzere 23 Şubat’ta bir günlük grev çağrısında bulunmuştu. Ancak Petersburg Komitesi, birçok fabrikanın o gün kapalı olacağını, çünkü Rusların bir dini gününe denk geldiğini unutmuştu.

Aleksandr Slyapnikov liderliğindeki Bolşevik Merkez Komitesi Rusya Bürosu, Petersburg Komitesi’nden grev tarihinin 26 Şubat’a alınmasını ve eylemin 27 Şubat için Merkezi Savaş Endüstrisi Komitesi İşçi Grubu tarafından planlanan girişimi dağıtarak kontrolünü alacak şekilde genişletilmesinin değerlendirilmesini istedi. Ancak Petersburg Komitesi, tatile bağlı olarak başarısızlığa uğrayan orijinal planları ile devam etti. Rusya Bürosu’nun 26 Şubat için yaptığı grev çağrısına da hiçbir işçi yanıt vermedi.

Şubat Devrimi, Uluslararası Kadınlar Günü olan 23 Şubat (Gregoryen takvime göre 8 Mart) civarlarında başlayacaktı.




Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi
Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!

Egemenler, Avrupa halklarının boynunun çevresinde salladıkları ilmiği sıkılaştırmaktalar. Milyonlarca insanın yaşamı mahvedilmiş durumda. Halkın en iyi ve sağlıklı genç güçleri sakatlandı ya da öldürüldü. Başka milyonlarcası da esaret altında acı çekmekte. İşler durma noktasına geldi ve açlık mevcut.

Savaşa katılan tüm ülkelerden 15 milyon kadar insan, bu dünyadaki iktidar sahiplerinin kârlarını arttıran iki yıllık katliam sürecinde yaşamlarını yitirdi. Ne kadar da eşi benzeri görülmemiş bir suç! Halkın en güzel güçlerinin kitlesel imhası işini yüklenenlere yazıklar olsun! Bizler, öncü işçiler ve ezilen demokratik güçler, büyük ve zorlu bir görevle, bu suça bir son verme göreviyle karşı karşıyayız.

Onlar ne yapıyorlar?

Son iki buçuk yıl boyunca, ezdikleri insanların yazgıları üzerinde tasarrufta bulunan egemen sınıflardan savaşın nedenine dair tek bir cılız ses dahi duyduk mu? Şimdi, Rusya işçi sınıfının Devlet Dumasındaki temsilcilerinin yargılanmalarının ikinci yıl dönümü. Savaşın en başından beri Devlet Duması tüm oturumlarında, Rusya ekonomisinin gelişeceğini haykırdı. Gelgelelim, Tauride Sarayı’nın duvarlarının ardında Duma ekonomiyi seçkin toprak sahiplerinin, kapitalist fabrika sahiplerinin ve bankacıların yırtıcı iştahlarının merhametine teslim ederek ekonomiyi harap etti.

Vekillerimizin Devlet Dumasından atılmasından sonra, Duma onları hızla uzağa, soğuk Sibirya’ya sürgün etmeye girişti ve bunu yaptı; seçkin toprak sahipleri ve kapitalistler, Devlet Dumasında daha özgürce konuşabilecek olmalarının memnuniyetiyle ellerini ovuşturdular. Ancak iki yıl boyunca Devlet Duması, haklarının ihlaline ilişkin hiçbir şey söylemedi. Vekillerin sürgün edilmelerinin ikinci yılında da sessiz kalacak. Öte yandan Duma haykıracak ve “dostça” vekiller, yaltakçı konuşmalarına kafasını kestikleri işçi sınıfı içinde sempatik bir karşılık bulma arayışıyla itişip kakışacak.

Ve savaşın şiddetiyle kör olan ve Duma liberallerinin şehvetli arzularını işçilerin ortasına taşıyacak bazı şovenist işçi grupları bulabiliyorlar. Devlet Dumasının hedeflerine ilişkin en yanardöner söylentiler, 14 Şubat için önerilen Devlet Duması toplantısının arifesinde şu anda işçilerin arasında dolanmakta. Devlet Dumasının yeni bir şey yapmaya hazır olmadığını görmek çok kolay. Ancak Duma liberalleri yükselen bir işçi duvarıyla korunduklarından, bir kez daha tehditkâr hareketler yapmaktan kaçınmıyorlar.

İşçiler fabrikalarda Devlet Dumasına destek olmaları ve hatta Tauride Sarayı kapılarında taleplerini sunarak Duma’yı kararlı bir adım atmaya sevk etmeleri çağrılarını duyuyorlar. Bu çağrılar sadece faydasız değil, aynı zamanda haincedir de. Çarların ve egemenlerin saraylarına yalvarmaya gitmek, bu sarayların sakinlerinden bir şeyler almayı uman saf halka çok pahalıya mal olacak.

Liberaller ve liberal işçi siyasetçiler, yeterli barutları olmadığında halkın davasının yiğit savaşçıları olarak halkın önünde memnuniyetle giyinip kuşanırlar. Ancak gerçek niyetlerini gizlerler. Yoldaşlar, daha fazla askeri yağma ve savaşı sonuna kadar sürdürmek adına ülkeyi tamamen teslim almak yolunda kendilerine izin vermeniz için koşarak size yardım teklif etmeye geliyorlar. Size doğrudan bundan bahsetmiyorlar ancak bu, onların en pervasız hayalleridir.

Bizim çağrımız


Liberallerin, gelecekteki bakanlık koltuklarını şu anda kendi aralarında gizlice paylaştıkları mevcut hükümetten memnuniyetsizliklerini haykırdıkları boş laflarının ne anlama geldiğini biliyoruz. Dillerinden, örgütlü insanların desteğine bağlı olarak iktidarı almaya ya da “geçici hükümet”e ilişkin kararlı ifadeler kayarken, savaşa ilişkin tek kelime dâhi etmiyorlar. İyice anlıyoruz ki ancak demokrasinin güçlü tokadı halkın sıkıntı ve çilesine son verecektir.

Onlara şunu söylemeliyiz: “Tüm çabalarımız size ve sizin başlattığınız savaşa karşı yönelmiştir. Hükümdarın asası, iştahınızı ve karanlık tapularınızı gizlediği için çok sevdiğiniz çarlık monarşisine karşıyız. Çarlık hükümetine karşıyız. Buna karşı mücadele etmek istediğinizi söylüyorsunuz, ancak onun yenilgisinden korkuyorsunuz çünkü sadece çarlık hükümeti sizin halkla oynamanıza izin verir.

Biz, iktidarı halkın eline verecek demokratik bir cumhuriyetten yanayız. İşçilerin ve yoksul köylülerin geçici devrimci hükümetinden yanayız. Evrensel, eşit, doğrudan ve gizli oya dayalı Ulusal Kurucu Meclisi toplamak imkân dahilinde olacaktır. Her devletin dünyayı bölüşen ve dünya üzerinde derin yaralar açan kapitalistlerinin şovenist canice açgözlülüğüne karşıyız. Emekçilerin, insanlığa barış ve mutluluğu getirecek olan uluslararası dayanışmasından yanayız.

Çarlık mahkemesinin vekillerimize karşı darbe vurduğu günün yıl dönümü olan 10 Şubat’ta onlara, mücadelede en büyük çabayı gösterdikleri için kardeşçe selamlarımızı yollayacağız. Vekillerimizin hemen dönmelerini talep ediyoruz ve bu yıl dönümünü bir günlük grev gerçekleştirerek anacağız. Bu, sürgüne gönderilen vekillerimizin açık bir şekilde ilan ettiği taleplerimiz için mücadelede yaşamlarımızı vermeye hazır olduğumuzun bir göstergesi olacak.

Kahrolsun çarlık monarşisi! Savaşa karşı savaş! Yaşasın Geçici Devrimci Hükümet! Yaşasın Ulusal Kurucu Hükümet! Yaşasın demokratik cumhuriyet! Yaşasın enternasyonal sosyalizm!

Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi Petersburg Komitesi


http://links.org.au/1917-view-from-streets-bolsheviks-revolutionary-provisional-government-workers-poor-peasants adresinde yayımlanan metinden çevrilmiştir.

Çeviri: Gerçeğin Günlüğü

Gerçeğin Günlüğü'nü Facebook üzerinden takip etmek için buraya tıklayınız

1917 Rusya Devrimi Bildirileri-3: ‘Ancak bir geçici hükümet özgürlük ve barışı getirebilir’ başlıklı olan bir önceki bildiriyi okumak için buraya tıklayınız

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler