Content feed Comments Feed

Honduras’ta Devlet Başkanı Manuel Zelaya’ya yönelik gerçekleştirilen darbe ikinci ayını doldururken, halk güçlerinin barışçıl direnişi de Cuma günü 62. gününe erişti. Ülkedeki fiili hükümet ise siyasi gerginliğe bağlı olarak yabancı kredilerin askıya alınması ve çeşitli etkinliklerin durdurulmasından da anlaşılacağı üzere artan bir uluslararası tecrit ve tehlikeli bir ekonomik krizle karşı karşıya.


Sağlık Bakanlığı’nda örgütlü olan sendikanın lideri Carlos Rios, Perşembe günü söz konusu bakanlıktaki kritik manzarayı şu şekilde özetledi: rejimin güvenlik ve kişisel hijyen hizmetlerine verecek parası yok.


Fiili Devlet Başkanı Roberto Micheletti’nin, Kosta Rika Devlet Başkanı Oscar Arias tarafından önerilen San Jose Anlaşması’nı imzalamayı reddetmesinin ardından darbecilerin kınanması dünya çapında yaygınlık kazandı.


Zelaya ise kurucu meclis önerisinin ve darbe süresince insan haklarını ihlal edenlerin cezalandırılması taleplerinin reddini de içeren maruz kaldığı koşullara karşın ülkede barışı yeniden tesis etmek için önayak olmayı kabul etti.


Darbeye Karşı Ulusal Cephe Genel Koordinatörü Juan Barahona da mücadelenin gerektiği sürece ve halkın zafere ulaşmasına kadar devam edeceğini belirtti.



Uluslararası Köylü Hareketi – Via Campesina Haziran ayında Honduras’ta gerçekleşen darbenin ardından direnişini sürdüren ülke halkına destek verilmesi doğrultusunda uluslararası bir çağrı yaptı. Via Campesina açıklamasında, tüm dünya halklarına 11 Ağustos 2009 tarihinde “Honduras İçin Küresel Eylem Günü” kapsamında eylem çağrısı yapıldı:

Via Campesina’nın bütün bölgelerinden kız kardeşlere ve erkek kardeşlere

Bütün toplumsal hareketlerden kız kardeşlere ve erkek kardeşlere

Tüm dünya halklarına

Askeri darbeden bu yana darbe katılımcılarının baskısı, –binlerce çiftçinin, kadının, yerlinin, öğretmenler, öğrenciler, sendikacılar, şehirlerin ve kırsalın sıradan insanlarının darbeyi tersyüz etmek ve demokrasi ile onuru geri kazanmak için verdiği 38 günlük yorulmak bilmez çabalarının ardından- kahraman Honduras halkının savaşma ruhunda gedik açamadı.

Bu mücadele şimdi, çiftçi hareketi ve Darbeye Karşı Ulusal Direniş Cephesi, toplumsal hareketleri, sendikaları ve demokratik hareketleri 5 Ağustos’ta başlayan ve 11 Ağustos’ta Tegucigalpa ve San Pedro Sula’da zirveye erişecek olan ulusal yürüyüşe davet ederken kritik bir safhaya girdi.

Söz konusu ulusal yürüyüşe, kadın ve erkek çiftçi kardeşlerimize ve Honduras halkına destek olarak Via Campesina sizi 11 Ağustos günü gerçekleşecek olan “Honduras İçin Küresel Eylem Günü”ne katılmaya çağırıyor. Honduras halkının direnişinin askeri darbeyi yenilgiye uğratmasının avantajına mümkün olan bütün etkinliklerin yanı sıra politik ve kültürel seferberlik, somut eylemler, politik baskı ve lobi çalışması yürütmek için güçlü dayanışma çabalarını arttırmak için çabalıyoruz.

Sizden, “Honduras İçin Küresel Eylem Günü”ne dair eylem ve çalışma planlarınız hakkında en kısa zamanda bizi bilgilendirmenizi istiyoruz.

UMUDU KÜRESELLEŞTİR! MÜCADELEYİ KÜRESELLEŞTİR!

Via Campesina Honduras temsilciliğine yazmak için:

Wendy Cruz: wendycruzsanchez@yahoo.ca
Mabel Marquez: mabelmarquez07@gmail.com

Henry Saragih - Via Campesina Uluslararası Koordinatörü

http://mrzine.monthlyreview.org/honduras060809.html adresine yayımlanan açıklamadan çevrilmiştir.

Dünya solu ve İran seçimleri

6 Ağustos 2009 Perşembe

Yazan: Immanuel Wallerstein

Son İran seçimleri ve sonrasındaki meşruiyetine dair itirazlar devasa bir iç anlaşmazlık ve görünen o ki dünyanın geri kalanında sonsuz bir tartışma meselesi. Tartışmanın en ilginç sonuçlarından biri, dünya genelindeki bu tartışmada kendisini dünya solunun parçası olarak addeden kişiler arasındaki derin fikir ayrılığı. Görüşleri, Ahmedinejad /Hamaney ikilisinin adeta kayıtsız şartsız destekçilerinden muhaliflerin kayıtsız şartsız destekçilerine kadar sıralanıyor. Bu, İran özelinde olduğu kadar dünya solu özelinde de bir eleştiri olabilir.

İran’da ne oldu? Bir seçim yapıldı. Görünürde seçmenlerin katılımı çok yüksekti. Devletten, başkan Mahmud Ahmedinejad’ın ezici zaferine dair açıklama yapıldı. Diğer üç adayın destekçileri rakamların düzmece olduğunu iddia ettiler. Bu iddiaların iki temel dayanağı oy sayım sürecinin hızı ve kapalı yapısı ile seçim sonuçlarının ülkenin farklı bölgelerine dair ayrıntılandırılmasıyla ortaya çıkan inandırıcılıktan yoksunluktu. İran’daki en büyük otorite olan Ayetullah Ali Hamaney, sert ve açık bir şekilde seçim sonuçlarının temel olarak doğru ve bu nedenle de seçimlerin tamamen meşru olduğunu ileri sürdü. Hamaney, herkesin seçim sonuçlarının geçerliliğini tanıması ve itirazı kesmesi konusunda ısrar etti.

Seçimlerden hemen sonra, çok sayıda insan açıklanan seçim sonuçlarını protesto etmek ve yeniden sayım veya seçimin yenilenmesini talep etmek için sokaklara indi. Bu protestolar güç kazanırken Ahmedinejad / Hamaney ikilisi buna giderek artan biçimde baskıcı yöntemlerle karşılık verdi. Devrim Muhafızları ve Besiçler, protestocuları sokaktan defetmek için büyük ölçüde güç kullandı, bazılarını öldürdü ve süreç içinde çok büyük miktarda insanı tutukladı.

O andan itibaren muhalefetin başlıca isimlerinden başkan adayı Mir Hüseyin Musavi ve onun iki önemli destekçisi, eski Devlet Başkanı Haşimi Rafsancani ve Muhammed Hatemi seçimlerin “meşru” bir sonuç doğurmadığını iddia etmeye devam ettiler, seçim yarışında daha az oy alan diğer iki aday tarafından da desteklendiler.

Bu önde gelen isimler ne istiyor? Hepsi 1978-79 devriminin sadık destekçileri ve mevcut İran Cumhuriyeti’nin korunmasının adanmış olarak sayılabilirler. Kısacası rejim değişikliği istemiyorlar. Aksine, şu anda iktidarda olanlara oranla İran Devrimi’nin esas ruhunun daha sadık yandaşları olduklarında ısrar ediyorlar.

Dünya solu tüm bunları nasıl yorumlamakta? İran’daki mevcut durum hiçbir şekilde emsalsiz değil. Neticede, dünya üzerindeki birçok ülkede vaktiyle kitlesel halk protestoları olmuştur veya uzun zamandır olmaktadır. Bu nedenle dünya solunun elinde İran’daki durulma karşılaştırmak için sonsuz benzeşimler var. En başta 1978-79 İran Devrimi var. Ayrıca 1989’da Çin’deki Tienanmen olayları, 1968’de çok sayıda ülkede gerçekleşen devrimler, eski komünist ülkelerde son zamanlarda gerçekleşen renkli devrim denilen şeyler, farklı Latin Amerika ülkelerinde gerçekleşen çok sayıda olay ve 1995’te Fransa’da gerçekleşen genel grevler var. Arzu eden daha geriye, Rus ve Fransız devrimlerine kadar gidebilir.

Şüphesiz “dünya solu” –bu her neyse- söz konusu halk protestolarının çoğu hakkında birleşik bir görüşe sahip değildi. Aslında, günümüz dünya solunun esas problemlerinden birinin bu halk protestolarının görkemli ve kayda değer somut çeşitliliğiyle yüz yüze geldiğindeki kolektif tutarsızlık olduğu söylenebilir.

Kolektif tutarsızlığın nedeni üç bölümden oluşuyor. Birincisi, böylesi yaygın protestolarının yarattığı hayal kırıklığının geçmişe dayanan uzun bir tarihi var, özellikle de son 50 yılda. İkincisi, bugün çoğu ülkedeki geleneksel sol politik hareketlerde gerçek örgütsel zayıflıklar var. Üçüncüsü, sol analiz denilen şeyler, birileri somut durumu analiz ettiğinde kişinin neyi gözden geçirmesi gerektiği konusunda ne düşünüldüğü hakkında kökten fikir ayrılığına düştüğü gerçeği mevcut.

Sol susmamalı ama temkinli olmalı

Bazıları her şeyden önce devletlerarası ilişkilere bakıyor. Jeopolitik olarak özel bir hükümetin akıbeti farklı bir liderler grubuyla yer değiştirmek mi olacak yoksa rejimin başka türlü bir rejimle değiştirilmesi mi? Şimdilik İran’ın durumunda herkes, ülkenin ABD ile (ve daha düşük bir düzeyde Batı Avrupa ile) esasen -ancak sırf bu değil- nükleer konusunda güçlü bir çekişme içinde olduğunu biliyor. Başkan Ahmedinejad, ABD ile karşılaştırıldığında güçlü bir İranlı konumunda tanımlanıyor. Hem o hem de Hamaney aralıksız olarak ABD ve İngiltere’nin, Ahmedinejad’ın yerine ABD’nin bakışına göre daha esnek olacak birini getirmeyi amaçlayan halk protestolarının arkasında olduğunu iddia ediyor. Hugo Chavez, Ahmedinejad’a tam desteğini esasen bu temeller üzerinde sundu. Ne de olsa birkaç solcu, Budist rahiplerin gösterilerini vahşi biçimde bastıran mevcut Myanmar rejimini, ABD Myanmar’da rejim değişikliğini çok istiyor diye destekleyecekti.

Ya da birileri İran içindeki sınıf uzlaşmazlıklarına bakmayı tercih edebilir. Kendisini dünya solunda olarak tanımlayanlardan bazıları, Ahmedinejad destekçilerinin halk tabakasından olduğunu söylerken Musavi’nin destekçilerinin çoğunlukla orta sınıftan ve varlıklı insanlardan olduğunu ileri sürüyor. Bu nedenle de diyorlar ki bir solcu Ahmedinejad’ı desteklemeli. Durumu farklı analiz eden diğer bazı solcular bunun adeta imtiyazlı grupların iki çeşidi arasında bir mücadele olduğunu ve Ahmedinejad’a Tahran’ın yoksul bölgelerinden gelen desteğin büyük oranda yukarıdan aşağıya bir popülizmin sonucu olduğunu iddia ediyor (ya da daha kötüsü, Berlusconi tarzı göstermelik eğlencenin sonucu). Bazıları ise hâlâ yoksul taban içindeki etnik gerçekliklere işaret ediyor, Farsça konuşmayan veya Şii olmayan kırsal bölgelerin popülist bölüşümün dışında bırakıldığını, ezildiğini ve salt hakim etnik grubu temsil ettiğini söyledikleri Ahmedinejad’a düşman olduğunu iddia ediyor.

Ayrıca, birçok solcu özünde ruhban sınıfa karşı. Ruhbanların merkezi rol alması üzerinde temellenmiş bir rejimin meşruluğunu tanımayı reddediyorlar. Aynı zamanda bize mevcut İran rejiminin İslamcı olmayan tüm sol partileri sistematik olarak tüm görevlerden tasfiye ettiğini hatırlatıyorlar. İran’ın komünist partisi Tudeh seçim sonuçlarını kınadı ve ona dair şüphelerine rağmen Musavi’nin taleplerini destekledi.

Her nerede ortaya çıkarlarsa çıksınlar halk ayaklanmaları hakkında söylenecek iki şey vardır. Birincisi, devlet politikalarının değiştirilmesi talebiyle sokağa çıkmak insanlar için hiçbir zaman kolay değildir. Tüm devletler böylesi taleplere karşı güç kullanmaya hazırdır, kimisi diğerlerinden daha hızlıdır. İnsanların sokağa çıkmalarının nedeni hiçbir zaman “dışarıdakiler”in onları çıkarları doğrultusunda yönlendirmeleri değildir. CIA 1953 yılında İran’da bir darbe hazırladığında bunu İranlıları sokağa çıkmaya teşvik ederek yapmadı. Darbeyi, askeri yetkililerin perdesi arkasında çalışarak yaptı. Sokağa çıkarak hakikaten tehlikeye atılan kişi grupların politik özerkliğine saygı göstermeli. Dış provokatörleri suçlamak çok kolaydır.

Diğer yandan, halk ayaklanmalarına dair söylenecek ikinci şey şudur ki, bu ayaklanmalar her zaman ve kaçınılmaz olarak birçok unsurun koalisyonudur. Göstericilerin bazılarının belirli acil şikayetleri var. Bazıları gerçekte rejimi değil iktidardaki bireyi değiştirmeyi amaçlıyor. Ve bazıları değişim istiyor, yani rejimi devirmeyi. Halk gösterileri nadiren bireylerin ideolojik özlü gruplarından oluşur. Ayaklanmalar genelde sadece böylesi ittifaklar olduğunda başarılı olurlar. Ancak bu her zaman ayaklanmanın ardından ortaya çıkan sonucun doğal olarak belirsiz olması anlamına gelir. Bu nedenle dünya solu, halk ayaklanmalarına manevi ve siyasi destek sunarken dikkatli olmalı.

Çok kaotik zamanlarda yaşıyoruz. Tutarlı bir dünya solu stratejisi imkânsız değil. Ancak bu kolay olmayacak. Ve henüz ulaşılmış değil. İran içindeki mücadelenin dünyadaki sonuçları tamamen açık değil. Dünya solu susmamalı ama açıkgöz olmalı.

http://mrzine.monthlyreview.org/wallerstein030809.html adresinde yayımlanan yazıdan çevrilmiştir.

Güney Kore’nin Pyeongtaek şehrinde bulunan Ssangyong otomobil fabrikasında işten çıkarılma tehdidi altında olan işçilerin fabrikadaki direnişleri devam ederken polisin saldırıları da sürüyor. Fabrikayı işçilerin elinden almak için operasyon düzenleyen yüzlerce polis bu hedefini gerçekleştirmekte başarısız olurken Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) tarafından yapılan açıklamada üyelerinin hayatlarının tehlikede olduğu belirtildi. Sendikadan yapılan açıklamada şirket yönetiminin pazarlıkları tek taraflı olarak sona erdirdiğine ve polise müdahale çağrısında bulunduğuna dikkat çekilerek polisin de işçilere özel kuvvetleri ile müdahale ettiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca polisin yanı sıra şirket tarafından kiralanan kişilerin de kendilerini “yasalardan muaf” hissederek işçilere nunçakular, borular ve başka silahlarla saldırdığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Bu nedenle, gergin ve uzun bir grevde olan, uykusuz kalan, hassas durumda bulunan işçiler haydutlar tarafından kendilerini savunmalarım için tahrik edilmiş, hükümet bu haydutların anlaşmazlığa dahil olmalarına izin vererek şiddeti tetiklemiş, bir korku iklimi yaratarak gerginliği ve kendini savunma güdülerini yükseltmiş, durmaksızın tepede uçan helikopterlerle gözdağı vermiş, kimyasal maddeler atarak oturma eylemi yapan işçilerde kimyasal yanıklara neden olmuş, gıda, su ve medikal yardım gibi insani yardımların serbestçe geçmesine izin vermemiştir. Şirket yönetimi neredeyse başından beri polisi direnişi sonlandırmaya zorlamış, ancak pazarlık masasına da oturmuştur. Ancak polis, özel güvenlik kuvvetleri ve haydutlar tatbikat yapmış ve pazarlıkları beklemiş, su ve gıda ambargosunu sürdürmüştür. Bu nedenlerle şirket yönetimi kendisini sendikayla anlaşmayı denemek için gerçekten baskı altında hissetmemiştir, çünkü polis çağırma yöntemine de başvurabilecekti ve yönetim bizi basın toplantısı yoluyla bilgilendirerek pazarlığı terk etmeyi kararlaştırdı.

Bizi dayanışma eylemleriniz hakkında aşağıdaki adresten bilgilendirin.


Hyewon Chong
KMWU_inter@metal.nodong.org

Bu arada iki aylık işgale yönelik yapılan polis müdahalesinin ardından 500-540 kadar işçi fabrikanın boyahanesine çekilerek direnişlerini sürdürüyor. İşçilerin birçoğu geçen haftadan beri devam eden çatışmalar nedeniyle yaralı durumdayken polis ve şirket yetkilileri tıbbi yardıma izin vermiyor. Molotof kokteylleri, sapanlar ve anti-helikopter çivileri ile karadan ve havadan müdahalede bulunan polislere direnen işçiler yanlarında binlerce litre yanıcı sıvı bulunduğunu ve saldırı halinde bunu kullanacaklarını dile getiriyor. İşçiler boyahanenin dış cephesine de “Pazarlığa gelmezseniz bizi öldürün daha iyi” yazmış durumdalar. Fabrika dışında kurdukları çadırlarda haftalardır yakınlarına destek veren işçi aileleri ise dün sabah şirketin tuttuğu adamların ve grev kırıcı işçilerin saldırısına uğradı, çadırları yıkıldı.

Direnişten daha fazla fotoğraf için: http://links.org.au/node/1184

http://links.org.au/node/1184 ve http://links.org.au/node/1165 adreslerinde yayımlanan haberlerden derlenerek hazırlanmıştır.

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler