Content feed Comments Feed

Vice News muhabiri Thomas Laurent, Fransa’dan Rojava’ya YPG ile birlikte savaşmaya giden 20’li yaşlarındaki Fransalı komünist ile bir söyleşi gerçekleştirdi. “Sirat” kod adını kullanan savaşçı, IŞİD’i, “neo-faşizmin vücut bulmuş hali” olarak tanımlarken, Rojava’da yaşananlara ilişkin gözlemlerini paylaştı.


Vice News: Suriye Kürdistan’ına neden geldin?

Jacques: Esas olarak bu devrimin bir parçası olmak için geldim. Gençlik yıllarımdan beri enternasyonalist bir Marksist devrimci militanım. Bugün Suriye Kürdistan’ında olan biteni uzaktan izlemek ikiyüzlülük olurdu. YPG, özgürleştirdiği her yerde belediyeler kurarak, kendi bölgesini sosyalist ve özgürlükçü ideoloji doğrultusunda yapılandırıyor.

Buraya aynı zamanda Kürt halkına yardım etmek için geldim. Tarih boyunca her türden rejim tarafından katledildiler ve zulme uğradılar, ayrımcılığa maruz kaldılar, ancak muazzam bir direnme kapasitesine sahipler. Diğer ezilen halklar gibi karanlık çağlara gerilememeyi başardılar ve bunun yerine zamanlarını beklediler. Bir diğer şey de şu ki, baş düşmanları IŞİD, bugün neo-faşizmin cisimleşmiş hali. Benim katılım kararım, aynı zamanda gayretli bir “antifa”nın kararıdır.

- Onlarla nasıl ilişkiye geçtin?

- “Lions of Rojava” Facebook grubu vasıtasıyla. Onlarla özel mesajla iletişim kurdum. Sonrasında yolculuğumu organize ettiler. Bundan kimseye bahsetmedim, çünkü biliyordum ki beni vazgeçirmeye çalışacaklardı. Seyahat masrafımı çıkarmak ve zor zamanlarda kullanmak üzere bir kenarda para bulunması için birkaç ay çalıştım. Daha sonra Irak Kürdistan’ının Süleymaniye kentine uçtum ve oradan itibaren dikkatli davrandım. Suriye-Irak sınırı kapalı olduğundan, Suriye Kürdistan’ına geçmek için Peşmerge gibi giyindim.

-Ailene haber verdin mi?

Hem evet, hem hayır. Fakat bu sizi ilgilendirmiyor.

-Aldığın eğitimi anlatabilir misin?

Eğitim, gönüllünün ulaşmasından itibaren iki hafta sürüyor ve çok asgari düzeyde: Bir kalaşnikofun nasıl kullanılacağı, fiziksel çalışma ve askeri stratejinin temel bilgileri. Sınavı geçtikten sonra başka eğitim aşamaları oldu. Size, başlangıçta çok fazla şey öğretmemelerinin nedeni, birçok yabancı gönüllünün işin üstesinden gelemeyip birkaç hafta içinde evlerine gideceğini bilmeleri.

-Koşulların zorluk düzeyi ne?

Yaşam koşulları aşırı zor. Buna ek olarak kültürel anlaşmazlık ve savaş gerçekliği… Fakat burada kalanların çoğu güçlü politik saiklere sahip ve Suriye Kürdistan’ının siyasi emeline inanıyor.

-YPG’ye katılan batılılar kimler?

Sizin medyada gördükleriniz hiçbir şekilde temsil etmiyorlar: Onlar, haçlılara ya da umursamaz maceracılara dönüşen, silahlarla poz veren fakat saklanmaya meyilli olan eski askerler. Savaşmaya susamış ve gördüğü her şeye ateş edecek birkaç gerçek psikopatla da karşılaştım.

Bunların medyada yer alma iştahları, savaşçıların çoğunluğunu oluşturan diğer gönüllüleri gölgeliyor: Bu insanlar, siyasi nedenlerle harekete geçmiş durumdalar ve İslam Devleti’nden çok Rojava devrimi için buradalar.

-Başka Fransızlarla da karşılaştın mı?

Dört tanesiyle karşılaştım: ikisi, eski paralı asker olan gerçek birer pislik, biri serseri görünümlü bir genç ve biri de haçlı kategorisinde. Tekrar edeyim, bunlar gönüllülerin sadece küçük bir kısmını temsil ediyor. Benim birliğimde dört Alman, bir İtalyan ve bir de Amerikalı var ve hepsi de gerçek birer yoldaşlar. Bununla birlikte, başkalarının da olduğunu biliyorum ama karşılaşmadım.

-Bunun, İspanya İç Savaşı’nda 1936’dan 1938’e dek savaşan gibi bir enternasyonal tugay olduğunu söylemek doğru olur mu?

Bir bakıma öyle. Burada, komünist-enternasyonalist hareketin parçası olan insanları bir araya getiren birkaç farklı birlik mevcut, ancak o zamankiyle aynı çapta değil. Doğruyu konuşmak gerekirse, kendi görüşlerinin sergilenmesine karşın Avrupa’nın enternasyonalist siyasi partilerinin harekete geçmek için ne cesareti, ne de iradesi var. Fransa’da sokakları arşınlıyorlar ancak Kürt meselesi için kesinlikle somut bir şey yapmıyorlar. Bunun yerine yüzlerini çeviriyorlar; ikiyüzlülük haricinde, muhtemelen sorumluluktan korkmalarından dolayı. Onlar koltuk devrimcisi. Bir halk ayaklanmasının nasıl bir şey olduğunu gerçekten görmek istiyorlarsa burada olmalı ve ilk elden görmeliler.


-Yerel halktan ne tür tepkiler aldın?

Bir samimiyet, hoş karşılanma gördük ve bu neredeyse mahcup ediciydi. İnsanlar, birilerinin Rojava davasını savunmak üzere binlerce kilometre yol geleceğine inanamıyorlar.

-Uluslararası Af Örgütü, 13 Ekim’de YPG’yi sivillerin kitlesel bir şekilde yerinden edilmesini ve köylerin yerle bir edilmesini de içeren savaş suçları işlemekle itham eden bir rapor yayımladı. YPG’nin herhangi bir suç işlediğine şahit oldun mu?

Kesinlikle hayır. Bu saçmalık. Onlar (Af Örgütü gözlemcileri) iki hafta boyunca alandaydılar ve sonra gittiler. Evet, köyler tahrip edildi ama esasen stratejik sebeplerle yapıldı bu. YPG’nin savaşa yönelik çok insancıl bir yaklaşımı var. Hedefleri, insanları IŞİD zorbalığından kurtarmak.

Kürtler, her bir cihadçıyı öldürmek için bütün sebeplere sahip, fakat yapmıyorlar. Bir köye saldırdıklarında, bizim askerlerimizi esirgemek için (kendi askerleri ile köşeye sıkıştırılmış düşman arasında ölümcül bir çatışmayı engellemek için) düşmana her zaman bir çıkış yolu bırakırlar. Askerlerimiz sivillere sıkıntı vermez. Devrimci ve insancıl bir politik alternatif sunan sadece onlar.

-Kendi birliğindeki yaşamı anlatabilir misin?

Benim birliğim tamamen komünistlerden oluşuyor –ağırlıklı olarak Suriye ve Türkiyeli Kürtlerden. Birliğimizde, yatay bir askeri hiyerarşi var ve rütbelerimiz yok. Devriyeye çıktığımızda komutan önden gidiyor. Bu olunabilecek en tehlikeli pozisyon, çünkü patlayıcı bir cihaza denk gelirsek ilk darbeyi alacak olan o. Gece, bütün birlik neyin doğru gitmediğini tartışmak üzere bir araya geliyor. Bu çok önemli bir şey gibi görünmeyebilir ancak 7/24 başka adamlar topluluğu ile yaşayınca, bu, gerginliği dağıtmaya yardımcı oluyor.

-Cephedeki günlük yaşam nasıl?

Gerçek şu ki, cephedeyken, zamanınızın yüzde 90’ında yapacak bir şeyiniz olmuyor. Can sıkıntısıyla uğraşmak zor olabilir. Ancak her an, mutlak sıkıntıdan yoğun askeri harekete geçiş yapabilirsiniz. Sahadaki diğer tüm müttefik güçler nedeniyle, basit bir yanlış anlama sonucunda öldürülebilirsiniz. Bir keresinde nehirde yıkanıyorduk ve bir ekip diğer kıyıda göründü. Komşu köylerden birini savunan milis gücü olduğunu anlamanda önce neredeyse birbirimizi öldürüyorduk.

Ayrıca, her yana yayılmış patlayıcı cihazlar, tuzak riski mevcut. Çay ve sigara içmek dışında yapacak bir şey olmadığı halde sürekli gergin durumdasın. Kendine düşünme izni veremezsin, yoksa zihnin savrulur. Ve bu, sadece savaşmadığın zaman olur.

-Ne demek istedin?

İki ay kadar önce –zaman mefhumumu yitirdim- cephedeydik ve mevzilerimizi güvence altına almak ile meşguldük. Bize, uçaksavar ve roketlerle ateş ediyorlardı. Siper almak ve sonrasında siperi yükseltmek için koşabildiğimiz kadar hızlı koşuyorduk.

Bir gecemizi, bombalarla dövülmüş bir binada saklanarak geçirdik. Orada, her iki saniyede bir sessizce saatini kontrol eden bir Türk genci vardı. Bunu iki saat boyunca yaptı ve onu evine gönderdiklerini düşünüyorum. Zihninizin savrulmasına izin veremezsiniz.

-Irak ve Suriye Kürtlerinin İslam Devleti’ne yönelik son taarruzlarında yer aldın mı?

Evet. Çok yorucuydu. Üç hafta boyunca savaştık. Taarruzun zirve noktasında, bir mezarlıktaki mevziinin güvenliğini sağlama talimatı aldık. Düşman tarafından üzerimize ateş açılırken siper kazmamız ve taşlarla siperi yükseltmemiz gerekiyordu. Bu, kendi mezarımızı kazmak gibiydi.

Ancak sonuç elimizde: tam bir zafer oldu. Hol (El Hawl) kasabasını ve kuşatılmış diğer yedi köyü geri aldık. Rakka’ya doğru yeni bir yol açtık. Her zaman kararlı ve mevzilerini korumak için ölmeye hazır olarak tasvir edilen IŞİD’liler fare gibi kaçtılar.

-Paris saldırılarından nasıl haberdar oldun?

Cephedeydim. Bazı yoldaşlarım haberi radyodan duydu. Bu bir katliam. Ancak endişelenmeye gerek yok; insanların düşündüklerine karşın onlar buradan geri püskürtülüyor.

-Birliğin ne tepki verdi?

Tahmin edebileceğin üzere, onlar buna benzer şeyleri daha önce görmüş durumda. Ancak çok şefkatlilerdi. Onlar silah arkadaşlarım ve yoldaşlarım.

-Bu saldırılara bakış açın nedir?

Bu saldırılar tabii ki beni etkiledi, çünkü yurdumda gerçekleşti. Ancak daha önce de söylediğim gibi, milliyetçi ruh ile hareket eden biri değilim. “Batı medeniyeti”nin bayrağını dalgalandırmak üzere değil, Rojava devrimini desteklemek üzere buradayım. Bu saldırılar, doğru bir kavga için savaştığım fikrini daha da kesinleştirdi.

-Batılı koalisyon, Suriye ve Irak’taki askeri mücadelesini yoğunlaştıracağını belirtti. NATO ve Rusya, yardım etmek için ne yapabilir?

Hiçbir şey. Batı müdahalesi her zaman felaket getirmiştir. Burada 15 bin kararlı YPG savaşçısıyız. İslam Devleti’ne karşı savaşta en iyi yapılandırılmış ve en etkili örgütüz. Onları yeneceğiz.

-Peki hava saldırıları?

Uçakların, taarruzda kilit rolü olduğunu kabul etmek gerek. İslam Devleti birliklerinin hareketlerini kısıtlıyor ve sürekli oraya buraya taşımaları gereken topçu birliklerini yok ediyor. Psikolojik açıdan konuşursak, üzerlerindeki etki devasa. Uçaklar düşmana doğru pike yaptığında ve otomatik silahlarıyla ateş açtığında çıkardıkları ses… Bir nevi şeytanın yeryüzüne inmesi. Bir keresinde, bu silahlarla vurulmuş bir cihadçı görmüştüm. Yüzünün olması gereken yerde bir çukur vardı. Görebildiğiniz tek şey boynunun çevresindeki sakaldı. Fakat aptal değilim. Emperyalist güçler müdahale ettiklerinde bunun karşılığında bir şeyler isterler. YPG’nin de bu desteğin karşılığını vermesi gerekecek fakat başka da seçeneği yok.

-Bir gün Fransa’ya dönebileceğini düşünüyor musun?

Dürüst olmak gerekirse, sağ dönüp dönemeyeceğimden emin değilim. Tabii ki birçok şeyi özledim: bir partiye katılma, bira içme, kadınlar… Ancak bugün, geleceğe ilişkin planlarım beklemede. Sonunda her şey rutin haline geliyor. Savaş da buna dahil. Kendinize düşünme izni veremezsiniz, yoksa zihniniz dalar ve bu iyi bir şey değil. Bu nedenle geleceğime dair planlama yapmaya çalışmıyorum.

-Neden bugün basına konuşmak istedin?

Bu savaşa, Suriyeli Kürtlerin nasıl savaştığına ilişkin gerçekliği onarmanın önemli olduğunu düşünüyorum. YPG, kendini bölgelerinde gerçek bir devrim gerçekleştirdiği sırada IŞİD ile yaptığı muharebelerde tamamen kanıtladı. Gerçekleşen, toplumun tamamen yeniden yapılandırılması. Hiçbir zaman buna sahip olmayan bir halka demokrasi getiriyorlar. İnsanlardan, gönüllülere farklı bakmalarını istiyorum. Büyük kısmının politik saikleri samimi ve fanatik haçlılar değiller.

-Pişmanlıkların var mı?

Hiçbir pişmanlığım yok. Tam olarak, bulunmam gereken yerdeyim. Burada daha fazla kalabilirsem kalacağım. Bugün, yegane zaman harcamaya değer dava için savaşıyorum.

https://news.vice.com/article/meet-one-of-the-french-volunteers-fighting-against-the-islamic-state-in-syria adresinde yayımlanan söyleşiden çevrilmiştir.

Çeviri: Erkan Çınar (Gerçeğin Günlüğü)

Gerçeğin Günlüğü'nü Facebook üzerinden takip etmek için buraya tıklayınız

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler