Content feed Comments Feed

Kırgızistan Orta Asya Cumhuriyeti'nde 10 Haziran'dan beri kanlı bir çatışma yaşanıyor. Kayıp tahminleri oldukça değişken. Ülkenin geçici cumhurbaşkanının tahminlerine göre ölü sayısı 2000'e yaklaştı. 275 bin kadar insan, ilk dalga mülteci akınını kabul ettikten sonra sınırlarını kapatmış olan Özbekistan'a geçmek umuduyla çatışma alanlarından kaçıyor. Ölü ve yaralıların çoğu Özbek vatandaşı. Çatışmanın merkezi, ülkenin güneyinde bulunan Oş ve Celalabad şehirleri.

Kırgızistan; Özbekistan, Tacikistan, Kazakistan ve Çin'e komşu olan, etrafı karalarla çevrili dağlık bir ülke. Çoğunluğunu Kırgız uyruklu vatandaşların, yüzde 14'ünü ise Tacikler ve diğerleriyle birlikte daha çok Özbeklerin oluşturduğu 5 milyon 300 bin nüfusa sahip. Bu üç milletten olanlar (Kırgız, Özbek, Tacik), diğerleriyle birlikte, üç Orta Asya ülkesine; Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan'a yayılmış durumdalar.

Burjuva medya, dünyanın herhangi bir yerindeki etnik çatışmalara dair yayınlarında, örtük biçimde, farklı uluslardan halkların birbirlerine doğal olarak düşman olduğu ve korkunç kitle kırımı ve etnik temizlik vakalarının bin yıllık çatışmaların kaçınılmaz sonuçları olduğu fikrinin propagandasını yapıyor. Aksine, etnik şiddet ile ilgili hiçbir şey doğal ya da kaçınılmaz değil. Bu vakaların her birinde, emperyalizmin "böl ve yönet" stratejisi ile emperyalizme bağımlı ülkelerin ve emperyalizmin çıkarcı ordularının izini çoğunlukla doğrudan sürmek mümkün.

Ruanda, eski Yugoslavya ve Irak'taki kanlı etnik veya ulusal çatışmaların yakın tarihi, emperyalizm tarafından tasarlanan ve desteklenen çatışmalara verilebilecek çok net örnekler. Kırgızistan örneği bize başka bir kanıt daha sunuyor: Emperyalist ayak oyunlarının ve kapitalist ekonomilerin getirdiği yoksunlukların olmadığı yerlerde farklı uluslardan insanlar mükemmel bir uyum içinde yaşayabiliyorlar.

Kırgızistan tarihine şöyle bir baktığımızda bunu görebiliriz. On dokuzuncu yüzyılda Çarlık Rusyası, Çin'in Mançur Hanedanlığı'yla yaptığı bir anlaşmayla bugünkü Kırgızistan topraklarının çoğunu ilhak etti. Kırgızistan 1876 yılında Rus İmparatorluğu'na resmen dahil oldu. 1916 yılında Kırgız halkı, Rus İmparatorluğu'na karşı isyan başlattı, ama bu isyan çar tarafından vahşice bastırıldı. Bazı tahminlere göre nüfusun yarısından fazlası hayatını kaybetti. Burjuva tarihi bu soykırımdan hemen hiç bahsetmez. Çünkü bu olay, vahşi komünistler tarafından gaspedilen görece sakin ve huzurlu Çarlık Rusyası imgesiyle uyuşmaz.


Çeşitli ezilen halklar arasında, kendi baskıcı yönetimlerine ve sömürüye karşı birlik olma potansiyeline dair bir bilinç oluştuğu durumlarda, çarlık yetkilileri büyük oranda Müslüman olan Orta Asya halkları arasındaki çatışmalara etkin biçimde önayak oldular. "Sovyetler Birliği Halkları" kitabında Corliss Lamont, bir pamuk üreticisinin, Rusya İmparatorluğu egemenliğinde olan halklar arasındaki ilişkileri şöyle tasvir ettiğini yazar: "Geçmiş, kederle döşenmiş yıllar merdiveniydi. Özbekler, Arapların sokağından geçmekten korkuyordu; Tacikler Özbek mahallesinden geçerken yanlarında sopa taşıyordu."

Rus Devrimi ve ulusal sorun

1917 Ekim Devrimiyle Ruslar ve ezilen uluslar arasındaki ilişki bariz bir biçimde değişti. Devrim, "ulusların hapsedildiği" bir yer olan Çarlık Rusyasını, farklı uluslar arasındaki eşitliğin bizzat devlet tarafından teşvik edildiği bir ülke haline getirdi ve bu da Çarlık yönetiminin en çok ezdiği bölgelerde kaynak yaratılmasına özel önem verme yoluyla gerçekleştirildi.

1920 Eylül'ünde, Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti'nin başkenti olacak olan Bakû'de Doğu Halkları Kongresi toplandı. Bu kongre, emperyalist ülkelerin işçilerini, kendi kapitalist sınıfları tarafından teşvik edilen ırkçılığa karşı şavaşmaya; dünya çapında bir işçi devrimi için yürütülecek mücadelenin ortağı olacak olan tüm sömürge ülkelerin halklarını kucaklamaya çağırdı.

Söz konusu kongre ve ulusal baskının bütün izlerine karşı savaşan Rus devrimcilerinin yönü, tüm Orta Asya halklarına ve dünyanın geri kalan kısmına ilham kaynağı oldu. Bu da, emperyalist dünyayı sarsan sömürgecilik karşıtı mücadele dalgasını başlattı ve önceden sömürgeleştirilmiş olan ülkeleri özgürleştirdi.
1919 yılında, Sovyet gücü ilk olarak Orta Asya'da kuruldu. Aralık 1936'da, Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği'nin tam bir cumhuriyeti olarak kuruldu. Sovyetler Birliği, ulusal baskının Rus İmparatorluğu'nun bir kalıntısı olduğunu göstermek kararlılığıyla, geçmişte baskı altında tutulan ulusların gelişimi için kaynak ayırarak pozitif ayrımcılık programı uyguladı.

Sovyetler Birliği, Batılı emperyalist güçlerin tekrar saldırısına uğramadan önce, sanayileşmek için zamana karşı bir yarış içerisindeydi. Bu süreç içerisinde, Rus devrimcileri dünyadaki en az gelişmiş bölgeler arasında yer alan Kırgızistan ve diğer Orta Asya cumhuriyetlerinin gelişmesine öncelik vermeyi tercih ettiler.
Devrim, konut projeleri getirdi; demiryolu ağı, yollar ve havaalanları inşa etti; cahilliği önemli ölçüde yok eden kapsamlı bir okuma-yazma kampanyası başlattı. Ayrıca, eğitimli sağlık personelinin neredeyse hiç bulunmadığı bir bölgede bütün insanlar için sağlık hizmeti sağladı.

Sonuç olarak, farklı uluslardan meydana gelen halklar uyum içinde, birbirleriyle evlilikler yaptılar ve birlikte çalıştılar. Sovyetlerin hüküm sürdüğü dönem boyunca kayda değer bir etnik çatışma vakası olmadı. Etnik çatışmalar, 1990 yılında Sovyetler Birliğinin yıkılmasından hemen önce, Gorbaçov grubunun liderliğinde ulusal şoven politikalar yeniden gündeme geldiğinde tekrar ortaya çıktı.

Burjuva tarihi, Sovyetler Birliği halklarının Moskova tarafından şiddetli bir biçimde ezildikleri, Rus komünistler tarafından birlik içinde kalmaya zorlandıkları ve ilk fırsatta bağımsızlıklarını ilan etmeyi bekledikleri tezini savunur; ama gerçek bunun tam tersidir. Orta Asya halklarının devrim sürecinde büyük kazanımları olmuştu ve bağımsız devletler statüsüne geçmek konusunda bir hevesleri yoktu. Sovyetler Birliği'nin korunması konusunda Mart 1991'de Kırgızistan'da yapılan referandumda, halkın yüzde 88.7'sinin birlik içinde kalmayi tercih ettiğini biliyoruz.

Sovyetler Birliği'nin yıkılmasıyla Amerika Birleşik Devletleri, Orta Asya dahil olmak üzere eski Sovyet cumhuriyetlerinin denetimini ele geçirme fırsatı yakaladı. Kapitalizmin restorasyonu her bir Sovyet cumhuriyetini ulusaşırı sermayeyle yarışan küçük ve zayıf birer ülke haline getirdi. Çoğunluğun yaşam standardı düşerken, ayrıcalıklı kesim zenginleşti.

Yeni burjuva sınıfı, bir yandan Washington lehine komşu devletlerle mücadele ederken, diğer yandan kitlesel hoşnutsuzluğu diğer ulusların halklarına tahvil etme yoluyla kendisi için bir çıkış arıyordu. Halklar birbirine düşürüldü. Kırgızlar Özbeklere, Özbekler Türkmenlere, Türkmenler Taciklere..

Kırgızistan'daki özelleştirme süreci her biri bir öncekinden daha sağcı hükümetler tarafından başarıyla tamamlandı. Mart 2005'te, Amerika Birleşik Devletleri renkli devrimlerinden birini de Kırgizistan'da gerçekleştirdi. Lale Devrimi, "renkli devrimler"in Kırgız çeşnisi, Washington'un adamı Kurmanbek Bakiyev'i cumhurbaşkanlığına taşıdı.

Bakiyev başkanlığı altında uygulanan hızlandırılmış neoliberal ekonomik model Kırgızistan'da yaşam standartlarını daha da kötüleştirdi. Şimdi nüfusun üçte birinden fazlası, 132 $ ortalama aylık gelirle, yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Washington'un Kırgızistan'a ilgisi, onun pazar ve kaynaklarına erişim sağlamaktan daha fazlasıdır. Başkent Bişkek yakınlarında bulunan Manas Hava Üssü, ABD'nin Afganistan'ı işgali açısından çok önemli. Komşu Özbekistan topraklarındaki Amerikan hava üssünü kapattıktan sonra, bu üs daha da önemli hale geldi. Her ay 50.000 Amerikan askerî personelinin Afganistan'a giriş ve çıkışları bu üs üzerinden gerçekleşiyor.

Başkanlığının ilk dönemlerinde bir propaganda kampanyası yürüten Bakıyev, üsse karşı gelişen kitlesel muhalefeti yatıştırmak için üssü kapatma tehdidinde bulundu. ABD kira ücretini yıllık 20 milyon dolardan 60 milyon dolara çıkardı ve üs kapatılmadı.

Nisan isyanı

7 Nisan günü, göstericiler Bişkek'te hükümet binalarının etrafında toplandılar. Polis ateş açtı ve yaklaşık 75 kişiyi öldürdü. Ama kızgın göstericiler cesurca savaştılar ve baskıcı güçler birliğini koruyamazken onlar hükümet binalarını işgal ettiler. Kitle eylemleri ülkenin diğer bölgelerine yayıldı ve Bakiyev rejimi çöktü. Lale Devrimi yarım kaldı.

Ama Bakiyev istifa etmeyi reddetti ve gücünü tekrar kazanmak için etnik çatışmaları tırmandırma taktiğini uyguladı. İşte 2.000 kişinin öldürülmesine yol açan olayların çıkmasına sebep olan budur. Geçici hükümet sözcüsü Farid Niyazov o zaman şöyle bir açıklama yaptı: "Bu çıkarcı organizyonların üyelerinin, olayların çıkışını organize etmek için para aldıklarını biliyoruz. Hem Özbekleri, hem Kırgızları öldürdüler ve bazılarının üzerinde milis üniforması vardı."

Şiddetin birileri tarafından organize edildiği o kadar açıkça ortaya çıkmıştı ki, BM İnsan Hakları Komisyonu sözcüsü Rupert Colville bile şunları söyledi: "Bu olayın etnik temelli bir çatışma olmadığına ve belirli bir hedefe yönelik, iyi planlanmış ve örgütlenmiş bir organizasyon olduğuna dair elimizde güçlü kanıtlar var."

Kırgız yetkililerin de bu kanıyı destekleyen açıklamaları var. Kayıtlarda, devrik liderin oğlu Maksim Bakıyev'in üniformalı Kırgız paralı askerlerini kullanarak güneydeki Oş ve Celalabad şehirlerinde ölümler serisi organize etmek için "geçtiğimiz nisan ayında ayaklanmaları finanse etmeye başladığı" yönünde ifadeler mevcut. Geçici hükümetin başkanı Roza Otunbayeva, Bakıyevlerin, geçici hükümeti düşürmek ve 27 Haziran'da yapılması beklenen referandumu engellemek için ayaklanmaları kışkırttığını söyledi.

Şimdilerde, ölümler durdurulmuş ve Washington'un maşası Bakıyev ailesinin Lale Devrimi projesi yenilgiye uğramış gibi görünüyor. Kırgızistan'da yaşanan son trajedi, farklı uluslardan halkların ancak planlı sosyalist bir ekonomi altında barış ve uyum içinde birlikte yaşayabileceğini bir kez daha bize gösterdi. Kapitalist akbabalar, azınlığın ayrıcalıklarını çoğunluğun esenliğine karşı güvence altında tutmak için ırkçılığı ve ulusal çatışmaları sürekli tırmandıracaklardır.


http://www.pslweb.org/site/News2?page=NewsArticle&id=14125&news_iv_ctrl=1261 adresinde yayımlanan makaleden çevrilmiştir.

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler