Content feed Comments Feed

Tunus'ta işsizlik isyanı sürüyor

29 Aralık 2010 Çarşamba

Tunus'ta iş bulamadığı için seyyar satıcılık yapan 26 yaşındaki Mohammed Bouazizi'nin 17 Aralık günü seyyar arabasına yetkililerce el konulmasının ardından kendini yakarak intihar girişiminde bulunmasıyla başlayan işsizlik protestoları devam ediyor. Özellikle Sidi Bouzid kentine yoğunlaşan ve diğer kentlere de sıçrayan protestoların en yoğun olduğu 24 Aralık günü 18 yaşında bir genç polis tarafından kafasından vurularak öldürülürken, bir başka işsiz genç de intihar ederek hayatını kaybetti.


Dün, Gafsa kentinde sendikalar tarafından organize edilen bir yürüyüş güvenlik güçleri tarafından engellenirken başkent Tunus'ta da yaklaşık 300 avukat hükümet sarayına bir yürüyüş gerçekleştirdi. El Cezire'ye konuşan Tunuslu blogger ve araştırma görevlisi Lina Ben Mhenni, Salı akşam saatlerinde yürüyüşe katılan iki avukatın gözaltına alındığına dair bir duyum aldığını belirterek, "Protestocular, eylemlerini Sidi Bouzid'dekiler ile dayanışma amacıyla yapıyorlar ve aynı zamanda devlet başkanının istifasını istiyorlar" dedi. Ben Mhenni, bunun dışında üniversite öğrencileri sendikası tarafından da Eğitim Bakanlığı önünde bir eylem düzenlendiğini sözlerine ekledi.

Maghreb Review'den analist Mohamed Ben Madan, gösterilerin, son 23 yıl içinde Tunus'ta yapılan en büyük gösteriler olduğunu ifade ederken, "Beni şok eden şey böyle şeyler İran ya da Moskova'da olması halinde küresel medyada yer bulacakken, Tunus'ta olması nedeniyle kimsenin umrunda olmaması" diye konuştu.

Tunus parlamentosunda yer alan dört parti ise El Cezire'yi "ülkeyi istikrarsızlaşmaya çalışmak ve Sidi Bouzid'deki olaylara dair yayınları ile ayaklanmayı sürdürmek" ile itham ediyor.

Ülkede işsizlik oranı yüzde 14 iken, üniversite mezunları arasındaki oranın bu rakamın iki katı civarında olduğu tahmin ediliyor. Tunuslular, ülkede yatırımların yüzde 90'ına yakınının sahil kesimlerine yapılmasından şikayet ederken, 1987'den bu yana iktidarda olan Devlet Başkanı Zine al-Abidine Ben Ali, El Kaide'ye karşı Batılı devletlerle yoğun bir işbirliği içinde.



Not: Çeşitli haber kaynaklarından derlenerek çevrilmiştir.


Tecrit altındaki Manning kötü durumda

22 Aralık 2010 Çarşamba

Gazeteci Kristen Saloomey, Wikileaks kurucusu Julian Assangge'e gizli belgeleri sızdırdığı iddiasıyla şu anda ABD'de cezaevinde tutulan Er Bradley Manning'in arkadaşlasrından David House ile görüştü. House, Manning'in arkadaşlarının da FBI tarafından baskı altında tutulduğunu ve tecrit koşullarının Manning'in fiziki ve ruhsal durumunu giderek bozduğunu belirtti:


Wikileaks’in kurucusu Julian Assange, kameralar karşısında (ya da “ev hapsinde” tutulduğu Birleşik Krallık’taki görkemli malikanesinde) yasal mücadelesini verirken, ona gizli ABD hükümeti belgelerini uçurmakla suçlanan Amerikan askeri, kamuoyunun bakışlarından uzak tutulmakta. Er Bradley Manning, yedi aydır Virginia’daki bir askeri cezaevinde tecritte mahkeme gününü bekliyor.

Geçenlerde, Manning’in kim olduğu ve nereden geldiğine dair fikir edinmek adına, memleketi Crescent Oklahoma’ya doğru yola koyuldum.

Aynı zamanda kendini Boston merkezli bir bilgisayar araştırmacısı ve Manning’in arkadaşı olarak tanımlayan David House’la da e-posta aracılığıyla görüştüm. House’a göre Manning’in tecriti ağır darbeler vurmaya başladı. Manning’in destekçilerinin de yetkililer tarafından taciz edildiğini söylüyor. İşte e-posta trafiğimizden bazı alıntılar:


Saloomey: Manning’i nereden tanıyorsunuz? Nasıl biridir?

House: Ben Boston’da bir bilgisayar araştırmacısıyım ve Manning’le birçok ortak arkadaşımız var. Tutuklanma öyküsü ilk patladığında, adil yargılama hakkı tehlikedeymiş gibi görünüyordu. Bradley’in savunması için yasal finansmanın arttırılmasına dair Bradley Manning Destek Ağı’nın çerçevesinin ne olacağı ve yargı sürecinin ihlal edilmemesinin garanti edilmesi adına işe koyuldum. Birçok bilgisayar bilimcisi gibi, kendimi bu davanın özünde pozitif şeffaf hükümetin açığa çıkarılmasıyla tanımlarım.

İyi olup olmadığını kontrol etmek ve akıl sağlığını yerinde tutmak için ayda iki defa Bardley’i ziyaret ediyorum. O karakterist olarak mükemmel birisidir, gerçi son birkaç haftadır fiziki ve akıl sağlığında ciddi bir düşüş saptadım. Kuşkusuz onun bu hücredeki tecriti, akıl sağlığına ağır darbeler vurmuştur ve askeri cezaevi düzenlemelerinin bir sonucu olarak fiziksel zayıflığı öngören mentalite nedeniyle egzersiz de yapamayarak fiziksel olarak da etkilenmiştir.

Saloomey: Bradley hakkında yetkililer tarafından sorgulandınız mı?

House: Bradley’in yasal savunma kampanyasıyla ilgili oluşum yüzünden, FBI bir uçuş esnasında kişisel bilgisayarıma el koydu. Bilgisayarımı iade etmediler ve bununla alakalı olarak hiçbir tazminat teklifinde bulunmadılar.

Saloomey: Siz ve Bradley’in Boston bölgesindeki diğer arkadaşları bu davayla ve büyüyen sorunlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?

House:
Bradley’in Boston bölgesindeki arkadaşları, yapmış olduğu iddia edilen eylemlerle ilgili son derece destekleyiciler. Bununla beraber, hükümetin onun Bostonlu arkadaşlarına yönelik –sürekli gözetim, dayanaksız olarak bilgisayarlarına el koyma ve hatta rüşvete varan- tacizleri son derece korkutucu bir etki yaratmış durumda ki insanlar artık onun adına konuşmaktan korkar durumdalar. Tüm samimiyetimle hükümetin verdiği böylesine bir gözdağı, özgür bir toplumun bireyleri tarafından tolere edilmemelidir diye düşünüyorum ve -zaten özel yaşamları ve mal kayıpları yüzünden acı çeken- karşı koymaktan korkan bu insanları direnmeye ve Er Manning’e destek vermeye çağırıyorum.


http://blogs.aljazeera.net/americas/2010/12/19/alleged-wikileaker-suffering-solitary-confinement adresinde yayımlanan röportajdan çevrilmiştir.

Tarık Ali: Nobel Savaş Ödülü

14 Aralık 2010 Salı

Pakistan asıllı İngiliz yazar Tarık Ali, 2010 Nobel Barış Ödülü'nün Çinli Liu Xiaobo'ya verilmesini eleştiren kısa bir yazı yazdı. Ali'ye göre Liu Xiaobo ABD'nin işgallerini ve sömürgeciliği destekleyen bir savaş çığırtkanı:

Geçen yılın Nobel Barış Ödülü sahibi, ödülü aldıktan birkaç hafta sonra Afganistan'daki savaşı genişletti. Ödül, Obama'yı bile şaşırttı. Bu yıl Çin hükümeti, Çin PEN'in başkanı ve neo-con olan Liu Xiaobo'yu kurban haline getirerek ahmaklık yaptı. Liu Xiaobo hiçbir zaman tutuklanmamalıydı, ancak komiteyi oluşturan eski bir İşçi Partili başakan olan Thorbjørn Jagland liderliğindeki Norveçli politikacılar Çin'e bir ders vermek istediler. Ve bu nedenle kahramanlarının görüşlerini gözardı ettiler. Ya da kendi görüşlerinin farklı olmadığını düşünürsek belki de değil. Komite, Bush ve Blair'e Irak'ı işgal ettikleri için ortak bir ödül vermeyi düşünmüştü, ancak kamuoyu itirazı geri adım atmaya zorlamıştı.

Dikakt edilsin, Liu Xiaobo açık biçimde görüşü olarak şunları açıklamıştı:

(a) Çinîn trajedisi şudur ki, ülke en az 300 yıl boyunca bir Batılı güç ya da Japonya tarafından sömürgeleştirilmemiştir. Anlaşılan bu, onu sonsuza dek medenileştirecekti.
(b) ABD tarafından verilen Kore ve Vietnam savaşları, totalitarizme vkarşı savaşlasrdı ve ABD'nin "ahlaki güvenilirliğini" arttırdı.
(c) Bush, Irak savaşına girmekte haklıydı ve Senatör Kerry'nin "iftira borazanlığı"ydı.
(d) Afganistan? Burada da sürpriz yok. NATO'un savaşına tam destek.

Bu düşüncelere hakkı var, ancak bunlar barış ödülü mü getirmeli?

Norveçli hukukçu Fredrik Heffermehl, komitenin mirası ile ödülleri finanse eden dinamitin mucidinin geride bıraktığı arzusunu ve vasiyetini çiğnediğini iddia ediyor: "Nobel komitesi ödül parasını serbestçe kullanmak için almadı, ancak para barışı yaratmada, silahlanma yarışının ve askeri güç oyunlarının korkunç çemberini kırmada esas unsur olana verilmek üzere emanet edildi. Bu bakış açısından, 2010 Nobel 'i gayrimeşru bir komite tarafından verimiş gayrimeşru bir ödüldür."


http://www.lrb.co.uk/blog/2010/12/11/tariq-ali/the-nobel-war-prize/ adresinde yayımlanan metinden çevrilmiştir.

İngiltere'de SOAS işgali sürüyor

8 Aralık 2010 Çarşamba

Londra Üniversitesi bünyesindeki The School of Oriental and African Studies (SOAS), 21 Kasım 2010 tarihinden beri öğrenciler tarafından işgal edilmiş durumda. İngiliz hükümetinin yüksek öğrenim ücretlerini yüzde 300 oranında arttırmayı planlamasına bir tepki olarak gerçekleşen işgal eylemi 60 öğrenci ile başlarken ve bu sayı zamanlasr artarken, eyleme bugüne kadar Tarık Ali, Ken Livingstone, Samir Amin gibi isimler öğrencileri ziyaret ederek destek sundu. Öğrencilere, üniversite bünyesindeki onlarca akademisyenden de destek açıklamaları geldi. İşgal süresince film ve tiyatro gösterimleri, edebiyat söyleşileri ve çeşitli atölye çalışmaları yapılırken, işgali destekleyen akademisyenler de öğrencilere yönelik eğitim çalışmaları düzenliyor. Okul yönetimi ise işgale destek veren akademisyenleri kendilerine yaptırım uygulamakla tehdit ediyor. Geçtiğimiz günlerde yaptıkları oylamayla işgali devam ettirme kararı alan öğrencilerin talepleri ise şu şekilde:

"Biz, ülke çapındaki diğer üniversite işgalleri ile ve hükümetin zalim ve abes kesintilerine direnen herkesle dayanışma içindeyiz. Üniversite yönetimini, eğitimi savunma kavgamızda bize katılmaya davet ediyoruz. Özellikle taleplerimiz:

Bu işgale ve geçmiştekilere katılanların ve harçlara ve kesintilere dair gelecekteki eylemlere katılacak öğrencilerin kurban edilmemesi.

24 Kasım'daki yürüyüşe katılan öğrencilerin derslerden veya eğitimlerden yok sayılmaması.

Okul bütçelerinde ve finansal kararlarında daha fazla şeffaflık.

SOAS müdürü Paul Webley'in yükseköğrenime dair tüm kesintileri ve öğrenci harçlarındaki artışları açıkça kınayan bir mektup yazması ve ülke çapındaki rektör yardımcılarının yükseköğrenime yönelik tehditlere karşı birleşmesini talep eden açık mektup şeklinde bir yazıyı hükümete yazması.

Paul Webley ve SOAS yönetiminin, kesintili bütçeyi reddetmesi ve hasrçları yükseltmeme taahhüdünde bulunması.

İşgal alanı tüm öğrencilere ve üniversite personellerine açıktır ve herkesi işgal etkinliklerine katılmaya teşvik ediyoruz."

İşgale dair haberlere http://soasoccupation2010.wordpress.com/ adresinden ulaşılabilir.

Blog içi arama

En çok okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İzleyiciler